Umut, aralarındaki çok yakın ilişki nedeniyle çoğu zaman inanç ile yan yana, iç içe ve hatta özdeş olarak
kullanılır. Öyle ki umudu, inanca eşlik eden bir ruh hali
olarak tanımlar, “umut etmek demek, henüz doğmamış
olana her an hazırlıklı olmak ve beklenen doğum bizim ömür süremizde gerçekleşmese bile çaresizliğe kapılmamaktır” diyen Eric Fromm. Kişi, neyi hakkıyla
umabileceğini inancı sayesinde idrak edebilir. İnanç ne
kadar akılcı bir zemine dayanıyorsa umut o kadar artar.
》Umut Katilleri: Bunlar, terminatör gibi işleri güçleri başkalarının umutlarını yok edenlerdir. Yanlarına gitseniz
ya da yanınıza gelseler, moral bozmaktan başka bir işe
yaramazlar. İçinize umuda dair ne varsa hepsini katlederler ve sizi hâlden hâle düşürürler.
》Umut Tacirleri: Bu tiplerde insanlar çoktur. Bunlar, umutları tüketenlerdir. Hassasiyetiniz ne ise bunları kullanan;
bazen din, iman, vatan, bayrak adına bazen ise ilim, irfan, hikmet adına, bazen de dostluk ve arkadaşlık adına
sizin umutlarınızı satın alınacak bir eşya gibi görüp, satan ve alan tüccarlardır...
》Umut Kâşifleri: İnsan umutla doğar, sonra bazı durumlar,
içinde beslediği umudu zedeler, zayıflatır ya da öldürür... Ama eğer insanın kendisi bir umut kaşifi olursa
yada iyi bir kâşife denk gelirse içindeki o umudu yeniden yeşertir. En olumsuz zamanlarda ve zeminlerde
umut olur, umut aşılar, umutla ayağa kaldırır.
Allah (cc) bizi böylelerinden kılsın ve bizi böylelerine
denk getirsin.
Hatırlanacağı üzere çocukları, Hz. Yûsuf ’un kanlı
gömleğini getiriyorlar, “Ey babamız! Yûsuf’u kurtlar yedi.
İşte bu da delili, onun kanlı gömleği!” diyorlar...
Düşünelim; 11 çocuğu aynı şeyi söylüyor... Yûsuf ortada yok, kanlı gömlek delil olarak karşısında... Ama
buna rağmen dilinden dökülen ne oluyor?
“Artık bana düşen, güzelce sabretmektir. Bu
anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de
ancak Allah’tır.” [Yûsuf 12/18].
Umut olmazsa bu söylenecek bir söz müdür Allah aşkına?
Aradan yıllar geçiyor, bu defa küçük oğlu Bünyâmin,
Mısır’da alıkonuyor. Kardeşleri gelip yine babalarına
durumu anlattıklarında, babaları ne diyor?
“… Artık bana düşen, güzelce sabretmektir.
Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir.
Çünkü O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet
sahibidir.’ dedi.” [Yûsuf 12/83].
Biz Kur’ân kıssalarını umut adına dersler almak için
okuduğumuzda çok ama çok önemli mesajlar alırız.
Mesela;
●Sınırı olmayan bir dünyada Hz. Âdem gibi Hz. Havva’yı
aramaktır.
●Denizin olmadığı yerde Hz. Nûh (as) gibi gemi yapmak
için tahtalara çiviler çakmaktır.
●Ot bitmez, kervan geçmez bir coğrafyaya Hz. İbrâhim gibi
Hâcer’ini ve İsmâil’ini bırakabilmektir.