31 Ocak 2026’da kitabı bitirdim. Böylelikle bu seneki okuduğum ilk kitap olmuş oldu. Kitap bence tam bir beyaz yakalı içine dönüş! kitabıydı. Açıkçası bunu bir 10-15 sene önce okusam çok severdim ama şimdi hiç sevmedim. Modern olsun diye kitaba eklenen gay ilişkisi ve aşk acısı çekerken kadının hayatına hiçbir erkeği almayıp erkeğin her gece başka bir kadınla olması zaten başlı başına kitabın puanını düşeren bir şeydi. Bir kez daha Bestseller kitaplarının çoğunun içinin boş olduğunu hatırlattı bana.
Bu kitap birkaç sene önce bana hediye edilmişti ve açıkçası pek bir beklentim yoktu hatta sürekli okumayı ertelediğim bir kitaptı. Kitabı okuduğumda beni o kadar etkiledi ki etrafımdaki herkese önermeye başladım. Kesinlikle okunması gereken insanın daha ne kadar kötüleşebileceğinin sorgulandığı muazzam bir kitap.
Oldukça sürükleyici merak uyandırıcı bir kitaptı. Sonu da hiç tahmin etmediğim bir şekilde bitti.
Herkese tavsiye edebileceğim aldığı başarıyı sonuna kadar hak eden bir kitaptı.
İlk cilt oldukça akıcı ilerlemişti fakat ikinci ciltte birkaç konunun gereksiz yere fazla uzatıldığını düşünüyorum. Benim için kitabın en can alıcı yanı erkek bir yazarın kadınların duygularını nasıl böylesine apaçık bir şekilde anlatabilmiş olmasıydı. Psikolojik tahlilleri gerçekten çok başarılıydı.
Bu kitap yazarın ikinci okuduğum kitabıydı. Diyaloglar ve karakterler çok etkileyiciydi. İnsan; Lee, Adam ve Samuel gibi düşüncelerini filtreden geçirmeden konuşabileceği dostun kıymetini okurken daha da iyi anlıyor. İyinin ve kötünün aslında birbirinden bu kadar da çok ayrı olmadığını kavradığım ve acı da olsa gerçeğin insana verdiği güven duygusunu hissettiğim bir kitaptı benim için.