Uzun zamandır kitap incelemesi yazmamıştım. Daha önce kitaplarını okuyup beğendiğim Oktay Bey'in son kitabını yeni bitirince bir şeyler yazmazsam olmayacaktı... Öncelikle kitap gerçekten soluk soluğa okunuyor onu söylemem gerek. Ben okurken The Game Of Thrones'un bol karakterli evrenini hissettim. Yedi ana karakter ve hepsinin hikayesinde yer alan yan karakterler var ve bunlardan bazılarının yolu kesişiyor. Sanırım bir seri olacak ve ilk kitap için çok can alıcı bir yerde bitiyor hikaye. Yedi farklı karakterin yolunu takip ederken pek çok tarihi bilginin içinde resmen zaman yolculuğu yaşadım. Uzun zamandır beni bu kadar heyecanlandıran ve bittiğinde mutlaka devamını okumak istediğim bir kitap olmamıştı. Umarım en kısa sürede devamı gelir.
Hikaye 1402'de başlıyor Osmanlı devletinin kaos yaşadığı fetret devrinin ilk günlerine gidiyoruz. Cenevizli bir korsan, Venedikli bir şovalye, Tatar bir suikastçı kadın, şehzade Musa (bu arada gerçek karakter) , devşirme Zoran (sanırım bu da gerçek karakter ama çok ilginç bir hayat hikayesi.), kimliği belirsiz bir demirci çırağı (Bizanslı sanırım) ve benim favorim kuzeyli savaşçı kadın Afrid. Bunların yanında Haşhaşi üstadı Piruz, Timurlenk, Yıldırım Beyazıt ve oğulları, Bodwin, Boril ve Muhammed Mirza, keşiş Luca, Isabel, Osmanlı paşaları gibi çok ilginç ve zengin bir yan karakter kadrosu var kitabın. Gerçekten hayranlık uyandıran bir eser olmuş. Masal gibi, destan gibi. Hele finaldeki İzmir kuşatması inanılmaz. Yüreğim ağzımda okudum. Kitap ayrıca savaş konusunda çok güçlü mesajlar veriyor. Kahramanlık hikayelerinin, zaferlerin gölgesinde acı çeken insanların bakış açısını çok güzel yansıtıyor. İkincisini büyük bir merakla bekleyeceğim!