Öncelikle baştan yetişkin okuyucular için bir manga olduğunu söyleyeyim. Yetişkinseniz bile okurken bazı sahnelerde rahatsız olmanız oldukça muhtemel. Bu sahnelerden bağımsız olarak ben ne yazık ki bu magayı pek beğenemedim.
Kitabın karmaşık bir işleyişi var. Zaman geçişlerinin belirsiz olduğu yerler var. Ancak bu belirsizlik ve okuyucuda uyandırılan anlayamama hissi amaçlanmış bir şey.
Beni rahatsız şey; hikayenin, zaman karmaşasından kelebek sembolizmine kadar çok klişe olmasıydı. Zorbalanan çocuklar, bir sınıftaki öğrencilerin ileriki hayatı, masumiyet timsali bir kurban, sonda hissettirilen döngüsel tema, kelebeklere ve kelebek kolyesine gereksiz takıntı derken her şey çok basitti aslında. Anime ve manga dünyasında binlerce örneği var bunların ki çok da başarılılar.
Buna rağmen sahnelerin birbirini bağlanışı, hikayenin okuyucuya sunulma hızı bence kesinlikle ustacaydı. Çizimler de kesinlikle çok güzeldi. Ama dediğim gibi, bence sorun hikayenin kendisiydi. Belirsizlik bulutunun altına gizlenmiş basit bir hikaye olarak hissettim. Bu yüzden anlatım ne kadar ustaca olsa da normalde hayran bırakması gereken karmaşa, sadece hikayenin yetersizliğini gizliyor gibiydi. Bu “ilk bakışta anlaşılamayan hikaye” olma çabası öyle bariz öyle pot duruyordu ki manganın ne sanatı ne etkileyiciliği bana geçmeyi başaramadı.
Yaşananları unutmuştum. Komatsuzaki’yle karşılaşınca hatırladım. Onun böylesine değişmesi ve benim her şeyi geride bırakarak hayatıma devam etmem…
Zamanın böyle su gibi akıp gitmesi biraz canımı sıkıyor.