Aslında buymuş bütün hikaye. Dostlarla bir sofranın başında olmak… Sofra bir tariftir… Arzuladığın bir dünyayı tarif ediyorsun, başka bir şey değil. Sofra metafordur. Yeryüzünden başka bir şey değildir. Berekettir. Yoksulluğun yokluğudur. Hasedin yokluğudur. Orada gülüyorsun, gülüşüyorsun. Keder yok. Doyuyorsun. Kendinden emin hissediyorsun. Üşümüyorsun. Paylaşıyorsun. İkram var. Cömertlik var. Sen cömertsin, onlar da sana karşı cömert…
Dostun senin zaaflarını bilir. Yaralarını bilir. Ama şu da var: Dost, seni yaralayacağı yeri de çok iyi bildiği için, dostluk bir yandan çok hassas bir meseledir.