Bir insan kırmızı ışığın yeşile dönmesini beklerken birden kör oluyor.(bu kişi kitapta ilk kör olarak geçiyor) Ona yardım eden başka bir insan evine götürüyor ve arabasını çalıyor. İlk körün eşi geliyor ve kocasını doktora götürüyor. Doktor körlügün neden olduğunu anlayamıyor. Sonra birden arabayı çalan yardımsever insan, doktor ve doktorun hastaları da kör oluyor. Körlük bu şekilde salgın gibi hızla yayılıyor. İnsanları bir yere kapatıyorlar ve dışarı ile iletişimleri kesiliyor. Doktorun karısı kör olmuyor ve kör olan insanları o yönetiyor. Bir çok macera yaşıyorlar ve sonunda tek tek kör olanlar yeniden görmeye başlıyor.
Kitaptan en anlam veremediğim şeylerden biri, herkes kör olurken nasıl oluyorda doktorun karısı kör olmuyor.
Kitap aslında çok güzel şeylere değiniyor. Görürken utancımızdan yapamayacağımız şeyleri körken ve başkası görmeyecek rahatlığı varken nasıl da güzel yapabildiğimizi gözler önüne seriyor.
Kitap da karakterlerin isminin olmaması ayrı bir bütünsellik yaratmış. Çünkü her okuyan kendini bulabilir.
Sonuç olarak bazı şeyleri uzatarak anlattigi için sıkılsam da özünde beğendiğim bir kitaptı.