İncelemelerimde klasikleştirmek istediğim önce yazar sonra kitap hakkında ilerleyerek incelememe başlamak isterim.
Lev Nikolayeviç Tolstoy 9 Eylül 1928, Rusya'nın Tula bölgesindeki Yasnaya Polyana'daki soylu bir ailenin çocuğudur. Annesini küçük yaşta babasını ise gençken kaybetti. Moskoca ce Kazan'da eğitim gördü ama üniversiteyi bitirmedi. 1851'de Kafkasya'da orduya katıldı; Kırım Savaşı'nda bulundu. Bu yıllarda yazmaya başladı. Edebi başlangıç ilk başarı kitapları Çocukluk, İlkgençlik, Gençlik otobiyografik romanlarıdır. Baş yapıtları: Savaş ve Barış(1869), Anna Karenina(1877).
Hayatının son dönemlerinde dini mistik bir dönüşüm yaşadı. Malını mülkünü yoksullara dağıtmak istedi. Pasifizm, şiddetsizlik, sade yaşam gibi görüşleriyle etkili oldu. Gandhi ve Martin Luther King gibi birçok isimleri derinden etkilemiştir. 1910'da evinden kaçarak bir istasyonda hastalanıp öldü.
Lev Nikolayeviç Tolstoy'un edebi görüşleriyle incelememize devam edelim.
Gerçekçilik (Realizm): Hayatı ve insanı en yalın, en hakiki haliyle anlatmak istedi. İnsan psikolojisini çok derin çözümledi. Ahlaki Misyon: Edebiyatı sadece “güzellik için” değil, aynı zamanda insanlara doğruyu, ahlaki olanı göstermek için bir araç olarak gördü. Sanat Anlayışı: Sanatı “duyguların insanlara aktarılması” olarak tanımladı. Sanatın toplumun vicdanına hizmet etmesi gerektiğini savundu. Din ve Ahlak: Katı Hristiyanlık anlayışından uzak, daha insancıl ve evrensel bir ahlak anlayışı geliştirdi. Evlilik ve Aşk Eleştirisi: Özellikle Kroyçer Sonat (benim okuduğum çevirisiyle Kadının Ruhu) gibi eserlerinde evlilik kurumunu, cinsel tutkuyu, kadının toplumdaki yerini tartıştı.
Dünya edebiyatında en büyük realist romancılardan biri kabul edilir. Dostoyevski, Balzac, Dickens gibi isimlerle aynı düzeydedir. Rus Edebiyatında: