"Üstelik büyük servet edinse ne olurdu diye sormak da eşit derecede yararsız çünkü ilk olarak, para kazanmak mümkün olsaydı bile hukuk kazandıkları parayı kendi ellerinde tutma hakkını onlara tanımıyordu. Ancak son kırk sekiz yılda kendine ait birkaç kuruşu olurdu. Ondan önceki tüm yüzyıllar boyunca o para kocasının malı sayılırdı...."
"Hem bir servet kazanıp hem çocuk büyütmeyi hiçbir insan kaldıramazdı. Olguları değerlendirelim, dedik. İlk başta bebek doğana kadar geçen dokuz ay var, sonra bebek doğuyor. Sonra bebeği emzirerek geçen üç dört ay var. Emzirdikten sonra bebekle oynayarak geçen bir beş yılın kesin var. Öyle görünüyor ki çocukların sokaklarda başıboş koşmalarına da izin veremezsiniz, çocukların başıboş koştuklarını görenler, bu görüntüden pek de keyif almadıklarını söylüyorlar..."
"Dünyanın saygıdeğer yerlerinde dalgın dalgın geziniyor, ofise saat onda gidip, saat dört buçukta biraz şiir yazmak için rahatça eve dönüyor olabilirdik."
"Şimdi eğer iş hayatına atılmış olsaydı, biz de bu gece rahat rahat otururduk ve sohbetimizin konusu da arkeoloji, astronomi, görecelik veya coğrafya olabilirdi."
Tüm bu kadınların yıllar boyunca çalışıp iki bin sterlini bir araya getirmekte zorlandıklarını ve otuz bin sterline ulaşmak için ellerinden geleni yaptıklarını düşününce, cinsiyetimizin kınanması gereken fakirliğe öfke patlaması yaşadık. Annelerimiz ne yapıyorlardı da bize bakacak bir servetleri olmamıştı?..."