-granit ölüm!-, yaşlı bir heyketraş gibi tarih sonumuzu yontuyordu caddenin ortasında kalabalıkta karşılıklı diz çöküp pek uzun öpüşmüştük -hep 'müştük o güne kadar hep hep hep hep!
hiçbir yere gitmeyelim artık biz his ile körebe oynayan iki kör aşık, iki gözlerimiz hep bağlı, bağlı yaşadığımız her karanlık elden ele dolaşan esrarlı sigara gibiydi yalnızlığımız biz tükenişimizi bir zeytin tanesini bölüşürcesine paylatık! biz gitmeyelim! hiçbir yere gitmeyelim artık!"