F.A

Perslerle ve onların imparatorluğuyla ilgili standart Yunan bakış açısı çelişkili değil, karmaşıktır. Persleri, Yunan olmayanları değerlendirdikleri gibi çoğu zaman barbar olarak görürler (barbar kelimesinin kendisi Pers dilinin f/ba-ba" aşağılayıcı taklidinden üretilmiştir), dolayısıyla bu bakış açısı gerici ve cahilcedir. Yunanlar, Perslerin muhteşem, güçlü ve zengin bir imparatorlukları olduğunun farkındadırlar. Ancak onlara göre bu imparatorluk acımasız prensiplerle yönetilir, bayağı bir gösterişe sahiptir ve çökmeye mahkumdur. Dolayısıyla Persler hem geri kalmış hem de çürümüş bir imparatorluğa sahiptir. Bu noktada (şovenist Clemenceau'nun "Amerika medeniyet sürecini geçirmeden mucizevi bir şekilde barbarizmden dejenerasyona geçen tarihteki tek millettir" söylemi üzerinden) Amerika Birleşik Devletleri'ne dair modern Fransız bakış açısını hahrlarız. Belki de Yunanların bakış açısını kıskançlıkla açıklamak daha kolaydır, çünkü bilinen dünyanın bu denli geniş topraklarını Yunanlar değil, Persler yönetiyordu.
Sayfa 42 - Say Yayınları, 2016, çeviren: Özlem Gitmez·Kitabı yarım bıraktı
Reklam
Farklı kaynaklara göre İmparatorluğun ana dili Farsça ya da Elamice değildir. Resmi dil Mezopotamya, Suriye ve Filistin' de lingua franca (ortak dil) olarak adlandırılan Aramicedir.
Sayfa 40 - Say Yayınları, 2016, çeviren: Özlem Gitmez·Kitabı yarım bıraktı
Kyros ve halefleri Yahudilerin sürgünden dönmelerine ve Kudüs'te yeniden bir tapınak inşa etmelerine izin verdi (Yahudi yazıtlarına göre Musevi olmayan krallar arasında özel bir yere sahipti).
Sayfa 30 - Say Yayınları, 2016, çeviren: Özlem Gitmez·Kitabı yarım bıraktı
İranlılar ile Yahudiler arasındaki ilişkinin tarihi, neredeyse İran tarihi kadar eskidir. Bazı uzmanlar Museviliğin Babil sürgünü döneminde Mazdacı etkilere maruz kaldığına (manhksal olarak Mazdacılık üzerinde de Yahudi etkisi olma ihtimali vardır ancak bu etki pek dikkat çekmez) inanır. Kuzey İsrail İmparatorluğu, Asurlular tarafından MÖ 720 yıllarında işgal edildikten sonra birçok Yahudi, yerleşik Yahudi topluluklarının olduğu Med' e, Ekbatana / Hamedan şehirlerine göç etmek zorunda kalır. İkinci tehcir dalgası ise Babil topraklarında MÖ 590-580 yılları arasında, 586 yılında Süleyman Tapınağı'nı yerle bir eden Nebukadnezar hükümdarlığı döneminde meydana gelir. 530'lu yıllarda Babil, Pers egemenliği altına girer ve bir kısım Yahudi ancak o zaman topraklarına geri döner, fakat Yahudi topluluklarının çoğunun dönebilmesi için birkaç on yıl daha geçmesi gerekir. Babil sürgününün yarattığı travma hiçbir zaman unutulmaz, bu sürgün Yahudi tarihinde bir dönüm noktası olur. Babil' den dönen liderlerden biri olan Müstensih Ezra'run, Tevrat'ı (Eski Ahit' in ilk beş kitabı, Musa'nın kitapları) ilk yazan kişi olduğuna inanılır. Ezra yeni bir dil olan İbraniceyi kullanır (Yahudilerin Babil esaretinden önce kullandıkları dil farklıdır). Sürgün sonrası Museviliğin Tevrat' a ve tektanrıcılığa olan bağlılığı daha da güçlenir.
Sayfa 26 - Say Yayınları, 2016, çeviren: Özlem Gitmez·Kitabı yarım bıraktı
MÖ 600' den önceki bir yüzyılda Mazdacılığın bir Mesih teorisi ortaya attığını söyler. Bu teoriye göre Mesih zamanın sonunda mucizevi bir şekilde bakire bir aıme ve Zerdüşt' ten dünyaya gelen Saoşyant'tır.
Sayfa 24 - Say Yayınları, 2016, çeviren: Özlem Gitmez·Kitabı yarım bıraktı
Reklam