Kevser Bacak

Çoklarımız ya aile, eş dost ve arkadaş tazyiki ve telkini ile; yahut daha kötüsü, sırf tesadüflerin ve hayati ihtiyaçların sevkine tabi olarak meslek tutuyoruz.
Sayfa 48
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Gök kubbe altında yepyeni hiçbir fikir yoktur. En yeni fikir, eski bir fikrin yeni bir elbise giymişidir.
Sayfa 57
Şöyle tasavvur etti ki, kainat bir denizdir,biz insanlar ise meçhul bir semte doğru yol almış giden "hayat gemisi" nin yolcularıyız. Dalgaların çırpıntısı ile sallanan geminin içinde biz de sallanmaktayız. Bununla beraber kimimiz kazan ağzında ocaklara kömür atıyor, kimimiz güvertede elleri arkasında gezinip bakınıyor; kimimiz de kaptan köprüsünde önünde pusula, dümen tutuyor... Ne demek istediğimi tabi anlıyorsun. Hepimiz, etrafımızdaki her şeyle beraber, gemimizin sallantısına uyarak eğilip ırgalanıyoruz. Fakat, aynı zamanda kendimize mahsus hareketler de yapıyoruz. Ve hissediyoruz ki, eğilip ırgalanma şeklindeki birinci nevi hareketler "bizim" değildir. Bunlar tabiat faktörlerinin eseridir. İkinciler ise "bizim"dir. Bunların yapıcısı ve sahibi bizizdir.
Sayfa 23
İnsan zekası ve bilgisiyle değil, ancak iradesi ile insandır. Zeka ve bilgi az çok hayvanda da vardır. Fakat, hususiyle, ahlaki manada irade canlı uzviyetler zincirinin son halkasını teşkil eden insana mahsus bir kudret ve imtiyazdır.
Sayfa 19
Tembelliğin adı havailiktir. Bir adı gevşeklik, bir adı hoppalık ve züppelik, bir adı uyuşukluk, üşengeçlik, keyfine düşkünlük, tenseverliktir.
Sayfa 15