"Usturayı satmadan önce tıraş olmadım. Ne aptalım ya! Sabahtan beri hiçbir şey yememişti, çarpık bacağıyla kilometreler boyu yürümüştü. Üzerindekiler çok ıslanmış, kuru ipliği kalmamıştı. Açlıktan ölmesini engelleyecek yarım peniden fazla bir şey yoktu elinde. Tüm bunlara rağmen usturasını satmış olmasına gülebiliyordu. İnsanın böyle bir adama hayran olmaması imkansızdı."
"İstediğin sürece, zengin ya da fakir ol, aynı hayatı yaşarsın. Okuduklarına, düşüncelerine bağlı kalabilirsin. Kendine sadece şöyle demen gerek: 'Ben burada (böyle derken alnını gösteriyordu) özgürüm.' O zaman her şey yolunda demektir."
"Kendime ve başkalarına katacak bir şeylerim olduğu sürece, değersiz değilim. Yaptığımın olumlu bir etkisi olabiliyorsa, değersiz değilim. Hayatta olmam bir kişi için bile fark yaratıyorsa, değersiz değilim.
Sevgi göstermek, anlayış, dostluk, destek, sosyalleşme, destek, dayanışma bir şeyler demekse, değersiz değilim.
Kendi fikirlerime, zekama saygım varsa, ben değersiz değilim. Başkaları da bana güveniyorsa, bu bir artı!
Çalışanlarımın ailelerinin hayatına katkıda bulunmak bir artıysa, değersiz değilim.
Müşterilerime ve işverenlerime üretkenliğim ve yaratıcılığımla yardım etmek için elimden gelenin en iyisini yapıyorsam, değersiz değilim.
Bu çağda var olmam diğerleri için bir fark yaratıyorsa, değersiz değilim.
Ben değersiz değilim. Fazlasıyla değerliyim."