Anlamıyor musunuz ki, doğada her şey birbirine bağlı, varlıklar zincirinde tek bir boşluk yok. Bireylerinizle ne demek istiyorsunuz? Birey mirey yok, hiç yok. Bir tek büyük birey var: Bütün.
Nükleer enerji, çekirdeğin parçalanmasından doğuyor.
Bölünme, şiddettir.
Osmanlı imparatorluğu, bir büyük düzen'di. Uçsuz toprakları örtüyordu. 1918 yılında parçalandı ve toprakları bölündü.
Şiddettir.
Rusya İmparatorluğu, bir başka büyük düzendi; aynı tarihlerde parçalanıyordu. Parçalanırken kısa bir şiddeti yaşadı; Lenin,
Moskova Prensliği ölçüsünde küçük bir alana çekildikten sonra eski topraklarda Sovyet düzenini kurabildi. Nasıl kurabildi;
asıl şaşılması gereken neden yıkıldığı değil nasıl bu kadar uzun sürdüğü olmalı. Ancak artık Sovyet düzeni de parçalandı;
parçalanmak, büyük bir şiddettir.
Öğrenmek için önce şaşmak gerekiyor.
Bugün Türkiye üniversitesinde öğretim üyelerinin coğu şaşırma hassalarını yitirdikleri veya hiç kazanmadıkları için de bilim adamı olamıyorlar. Tenekecidirler.
Dünya devrimine kapı açan bir bölge devrimi, insanı büyütücü tek yoldur.
Bu dünyayı eline alabileceğine inanmayan bir kimsenin devrimci olabileceğine hiç bir zaman inanmadım. Şimdi de inanmıyorum.
Bu bölge gençliğinin önündeki imkanları düşündükçe büyük
bir heyecana kapılıyorum.
İnsanlık, hep kendisini arayan büyük bir serüvendir.
Yaşamak ise ancak serüven olduğu zaman yaşamaya değiyor.
Bir tez daha yazacak durumdayım: Emperyalist aşamanın aydını, iktidarı reddeden yaratıktır. Küçük avuntuların, büyük
sorumsuzlukların, kendisini tekrarlayan şakaların, reddetmeyen bir nihilizmin toplamı aydın; Türkiye aydını buraya doğru
transformasyonunu yaşıyor. Bu, kendi aydın tarihini" ve kaynağını reddetmesi anlamına da geliyor.