Bazı şeyleri unutamıyor işte insan… Ne
boğazında düğümlenen sözcükleri, ne
vedalaşamadan ayrıldığın insanları, ne şimdiki
aklim olsaydı dediğin geçmişini ve ne de
düşündükçe "ben bunu nasıl yapmışım "
dediğin içini kavuran pişmanlıklarını. Hayat
bazen doğru kararlar için anlık fırsatlar sunuyor,
bazen de atamadığın her adim için sonu gelmez
pişmanlıklar… Ve şu zamanda ne kadar uzun
sürerse bir iyilik hali, bende bir o kadar iyiyim
işte. Dallardaki meyveleri, yoldaki bir kaç
papatyayı görmese gözüm, inan haberim bile
olmaz yazdan ve bahardan. Yalan değil, çoğu
zaman keyif almıyorum bu hayattan. Bir kaç
defa, kaçıp gitmek de istemedim değil aslında.
Ama yeni başlangıçları ve o bilindik sonları
kaldırmaz artık diye yüreğim, vazgeçtim. Senin
anlayacağın, bazı şeyler için fazlasıyla yorgun
ve üşengecim. Ama gözlerim ne zaman huzur
çekse ve bir bardak çayı içim, atıyorum kendimi
yalnızlıklar diyarına. Katlanılması zor boş
muhabbetlerden, samimiyetini yitirmiş
yüzlerden daha iyi geliyor bana, bu suskunluk,
bu yalnızlık. İçimde tarifsiz bir ağırlık var. İster
adına tükenmişlik de, ister karamsarlık. İster