Ömer Faruk Çelik

Popüler sinema, kültürel temsilleri yeniden üretip aktarırken, toplumsal huzur, ekonomik başarı ve gücün tek adresi olarak ataerkil kapitalist ideolojiyi gösterir. Robin Wood da Hollywood'da sosyal bir problemin mutlaka varolan sistem içinde çözüldüğünü, bu sistemin de ataerkil kapitalizm olduğunu söyler
Sayfa 158·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Popüler sinema, anlatı uylaşımları, özdeşleşme yoluyla seyirciyi pasifize etmesi gibi nedenlerle sistemin devamını sağlayan, egemen ideolojiyi pekiştiren ideolojik bir aygıt olarak eleştirilmiştir. Egemen ideolojinin yeniden üretilerek pekiştirilmesi sinemanın sunduğu temsillerle yakından ilişkilidir.
Sayfa 157·Kitabı okudu
Gangster filmlerinin sona ermesinin diğer bir nedeni ise, 1932 yılında yeni bir düzen (New Deal) vaat eden Demokrat Franklin Roosvelt'in seçilmesiyle 1933 yılından itibaren başlayan politik, ekonomik ve duygusal iklimdeki değişiklik ve 'Yeni Düzen' programı çerçevesinde sanayi, tarım ve bankacılığı kalkındırmaya yönelik uygu lamalar ile iyimser bir havanın oluşmasıydı. Umutların perçinlendiği bir durumda Hollywood'un da buna katılmaması için hiçbir neden yoktu. Halk üzerinde bu filmlere karşı giderek artan hoşnutsuzlukla beraber 'Hays Office'in endüstriyi bu filmleri sona erdirmesi yolundaki ikna çabaları, içerdiği karamsar bakış açısı ile oluşan iyimser ik-lime ters düşen gangster filmleri döneminin kapanma sürecini hızlandırdı.
Sayfa 130·Kitabı okudu
Soderbergh'in Solaris filminin kahramanı psikolog Chris Kelvin, filmin sonunda intihar etmiş olan karısını (üçüncü kez) karşısında bulunca ölü mü, diri mi olduğunu sorar. Karısının yanıtı oldukça açıklayıcıdır: "Artık o kavramlarla düşünmüyoruz". Benzer bir biçimde, çağdaş sinemada sanal bir görüş noktasından aktarılan olayları ger-çek zamanda konumlandırmaya çalışmak da boşuna bir çaba gibi görünüyor. Zira, zaman artık o eski kavramlarla tasarlanmamaktadır.
Sayfa 113·Kitabı okudu
Çağdaş anlatı filmleri geleneksel yapıdaki filmler kadar kolay an-laşılmaz, amaçları belirsizdir (Miller, 1993:147). Hiroşima Sevgilim de kolay anlaşılmaz. Seyirciden katılım bekler. Kadın ve erkeğin amacından emin olunamaz. Birbirlerini sevip sevmedikleri bile anlaşılmaz. İzleyicinin karakterlerle özdeşleşmesi engellenmeye çalışılır. Yönetmen, anlatıyı izleyicinin onlarla özdeşleşeceği şekilde kurmaz, karakterleri tanıtmaz. Kadın, geleneksel anlatıda en duygusal olabilecek bir sahnede Alman askerini nasıl sevdiğini anlatırken yüzü karanlıktır. Böylece yönetmen olası bir özdeşleşmeyi kırmış olur.
Sayfa 86·Kitabı okudu