Hakka,hukuka,adalete insanların yasaların önünde eşitliğine susamış bir insan olarak Bedreddin tüm umutlarının boş birer hayalden başka bir şey olmadığını anlamıştı: İnsanlara hükmedenlerin çırılçıplak açığa çıkan sefih özlerini; onların aklı, vicdanı nasıl ellerinin tersiyle ittiklerini, yasaları nasıl küçümsediklerini görmüştü. Ve şu anda, aklın sınırsız erkine duyduğu inançla, geçip giden gençliğiyle (hakkını veremediği gençliğiyle) vedalaşıyordu.