Evet, diye düşündü, seni korkutmak isteyeni korkutman gerekiyor, bunun başka yolu yok, dayağa dayak, sen benden ne almak istersen ben senden onu alırım, bana yaptığını sana iade ederim.
"Oraya kadar kibir yüklü gittiğimi anladım ve -elbette iyi niyetle, sevgiyle- bütün bu yolculuğu onun kaybettigi ve benim kazandığım şeyi ona göstermek için yapmış olduğumu farkettim. Karşısında belirdiğim anda o bunu anlamıştı ve şimdi iş arkadaşlarıyla çatışmayı ve cezayı göze alarak, aslında benim hiçbir şey kazanmadığımı, dünyada kazanmak diye bir şey olmadığını, hayatının benimki kadar farklı ve dağınık maceralarla dolu olduğunu ve zamanın anlamsızca akıp gittiğini, birimizin beyninin içindeki çılgın seslerin bir diğerimizin beyninin çılgın seslerinin arasında yankılandığını duymak için arada sırada görüşmenin güzel olduğunu açıklamaya çalışıyordu bana."
"Bana kısmet olan ona kısmet olsaydı nasıl bir hayatı olurdu, benim şansımı o nasıl değerlendirirdi diye düşünmeye zorluyor beni hayat sürekli. Ve onun hayatı sürekli benimkine uzanıyor, söylediğim sözlerin içinde sık sık onunkilerden biri yankılanıyor, benim şu davranışım onun o davranışının bir uyarlaması oluyor, benim şu eksikligim onun şu fazlalığı yüzünden olmuş oluyor; bende bir şey fazladan kendini belli ediyorsa, bunun nedeni onda eksik olması oluyor."
"Şimdiden onların boş evde birbirlerini kucaklama, öpme sahnelerini kovamıyordum zihnimden.Tutkuları beni eziyor, beni sarsıyordu. Her ikisini de seviyor ve bu yüzden de benim olan bir hayat arzusuyla, onlar gibi kör ve sağır bir tutkuyla kendimi sevemiyor, hissedemiyor, gösteremiyordum."
Daha küçücükten annemden kaçmak için ona ve onun tarzına yönelmiştim.Yanılmıştım. Lila orada kalmış, en iyisini elde ettiğini sandığı dünyaya apaçık zincirlenmişti.