"Enver Paşa, hatası yüzünden Türklük uğruna canını vermiş bir şehittir; eski bir devrimci arkadaşımdır, onun ruhuna acı vermek istemem. Fakat şunu da kesinlikle söylerim ki, eğer Anadolu, sadık ve anlayışlı bir arkadaşını Enver Paşa’nın yanında bulundursaydı, Ankara’ya benden fazla, çok fazla hizmet etmiş olacaktı."
Sivas milletvekili Halis Turgut Bey de asılırken şöyle bağırıyordu:
“Ben ölüyorum ama fikrim ölmez. Yaşasın Türklük!..”
Halis Turgut Bey, cezaevi müdürünün odasında kararı dinlerken “Çocuklarıma söyleyin; katiyen siyasetle uğraşmasınlar. Fikir adamı olsunlar. Yaşasın mefkurem. Payidar olsun Türklük. Bir Türk Türklüğe nasıl fenalık yapar!?”
"Baytar Rasim, Kışla Kapısında kurulan idam sehpasına giderken kendi kendine söyleniyordu:
“Akşam rüyamda görmüştüm, buyur bakalım. İşte şimdi karşımda. Her zaman rüyam böyle çıksaydı ya… Yolcu yolunda gerek, haklı haksız gidiyoruz işte."
"İlk idam edilen İttihatçıların Maarif Nazırı Şükrü Bey oldu. Şükrü Bey’in boğazına dolanan ip kopunca cellat tarafından ikinci kez asılmıştı.
Şükrü Bey’in idamını eski Maarif Vekili Hafız Mehmet’in infazı izlemiş; Hafız Mehmet asılırken:
“- Zulüm, zulüm, zulüm… Zulüm ile yapılan bina payidar olmaz!..” diye bağırmıştı.
Çopur Hilmi, suikastı tasarladıkları Kemeraltı‘nda Berber Nuri’nin tütüncü dükkanı önünde, Laz İsmail, İğdelikahve Sokağı girişinde, Gürcü Yusuf Şamlı Sokak, Sarı Efe Edip Beyler de ard arda asılıyorlardı. Sarı Efe Edip, asılırken;
“- Bu ceza bizler için mukadderdir. Cezamızı çekiyoruz” demiş, gülümseyerek asılmıştı."