Düşünsel çok yönlülüğün, tehlike, zorluk ve değişimin mükafatı olması, doğanın gözden kaçırdığımız bir yasasıdır. Çevresiyle mükemmel uyum içindeki bir hayvan, mükemmel bir mekanizmadır. Doğa, alışkanlık ve iç güdüler faydasız kalmadıkça asla zekaya başvurmaz. Değişim ve değişim ihtiyacı bulunmadığı sürece akıl da olmaz. Ancak büyük tehlikelerle ve karşılanması gereken ihtiyaçlarla uğraşan hayvanlar, zekadan paylarını alırlar.
…Hadi sen de gel. Birlikte sevelim o kirli kediyi. Bir boşluk var içimde, sen doldur istiyorum, o kirli kediye sığınmak istemiyorum. İnsan boşluğuna neyi koyarsa onunla dolar demiş miydim daha önce?
... Gülümsüyoruz, en büyük gülüş bende. Bir elim Karabaş’ın başında; Karabaş tedirgin, fotoğrafçıya saldıracak gibi bakıyor; eli tüfekli herkese havlayıp saldırdığı gibi o makineyi de bir çeşit silah sanıyor. Belki de silahtır, geçip giden zamanı durdurmaya çalışan güçsüz bir silah.
“Sen çok rahat ‘bilmiyorum’ derdin. Bizim oralılar her şeyi biliyordu oysa. Bilmeseler bile biliyorlardı. Bilmemek ayıptı. ‘Bilmiyorum’ demenin bir erdem olduğunu senden öğrendim”