Yenilikçi düşüncenin üç temel bileşeni vardır;
1. Yaratıcı düşünce
2. Stratejik düşünce
3. Dönüştürücü düşünce (yeniliğin insan yararına uygulanması)
Kurumsal hayatta yeni fikirler bu üç alanın sinerjisinden kaynaklanır. Bunun için fırsatları başkalarından önce fark etmek, resmin bütününü görmek ve geleceğe odaklanmak şarttır.
Yaratıcılık, çevreye başkalarından farklı gözlerle bakmak ve yeni bir fikir ya da yeni bağlantılar keşfetmek, daha sonra da onları farklı şekillerde birbirine bağlamaktır.
Yenilikçilik ise yeni fikirler bulmak ve bunları birbirine bağlamaktan daha fazlasıdır. Yenilikçilikte strateji, uygulama ve sonra da kurum ve insanlar yararına yeni bir değer yaratma vardır. Bu özelliğiyle yenilikçilik, bir zekâ parıltısını aşan zorlu bir çalışmadır.
Yaratıcılığa inanmak, merak duygusu ve yeni bağlantılar keşfetmek yaratıcı düşüncenin tohumlarını oluşturur. Resmin bütününü görmek, geleceğe bakmak ve sıra dışı uygulamalar yapmak ise stratejik düşüncenin tohumudur. Dönüştürücü düşüncenin özünde ise yeni fikirleri destekleyen işbirlikleri, cesaret, tutku, harekete geçmek ve değişime açıklık yatmaktadır.
Kurumlarda proaktif davranışı ve girişimciliği teşvik etmek için öncelikle işe alımlarda uygun ölçme ve değerlendirme yöntemleriyle bu özellikteki kişileri seçmek gerekir. Daha sonra uygun yetkinliklerin geliştirilmesi ve uygun ortamın yaratılması şirketlerin yeni ve yaratıcı stratejiler geliştirmesini ve dinamik bir geleceğe uzanmasını sağlayacaktır.
Aşırı denetim ve sınırlar proaktiviteyi öldürür. Ancak proaktivitenin de denetlenmesi gereklidir, çünkü kontrolsüz bırakılırsa ortalığı kasıp kavurabilir. Her çalışanın gelişigüzel inisiyatif kullanması, harekete geçmesi, bir değişim başlatmaya kalkması tehlikeli sonuçlar doğurur. Bu nedenle proaktif davranış teşvik edilirken şu dengeler gözetilmelidir:
Sistemin özelliklerine uyum: Etkili proaktif değişim, şirketin çıkarlarını gözden kaçırmadan bağımsız davranmayı gerektirir. Sistem açısından bakıldığında en uygun yaklaşım yalnızca kendi yaptığı işin verimliliğini artıran değil, aynı zamanda başkalarına da yarar sağlayacak proaktif girişimlerde bulunmaktır.
Politik iç dengeler: Her toplulukta insanların bulundukları konumlardan ve işlevlerden kaynaklanan güç odakları ve ilişki ağları vardır. Proaktif davranışın etkili olması için kurum içindeki güç dengelerini dikkate almak gerekir. Özellikle de yeni girişimler, mevcut dengeleri ve sonuçtan etkilenecek tarafları göz önüne almak zorundadır. Bunun için ilişki ağlarını kullanmak ve gelişmeleri saate bağlayan bir acelecilikten, takvime uyan bir sabırlılığa geçmek yararlıdır.
Stratejik sınırlar: İnisiyatifler ve proaktif girişimler, şirketin misyon ve amaçları göz önüne alınarak değerlendirilirse verimli olur. Başarılı bir performans için zorunlu olan temel iş faaliyetleri ile kurumun yasak alanlarını belirleyen normlar ve etik kurallar arasında kalan el değmemiş alan, proaktif davranış için elverişli alandır. Bu alanda çalışanlar şirketin asıl işini geliştirebilir, katma değer üretmek için yeni yollar bulabilir, yeni girişimler başlatabilirler.