Onur Güzey

Dışarıda karanlık bastırmıştı. Akasya ağaçlarının ötesinde, batıdaki dağların koyu gölgelerinin üzerinde uzanan gökyüzünde, çok alçakta yeni ayın gümüş hilali görünüyordu. Aşağıdaki çiftlikte, büyük boz kurtköpeği, Karabaş aya doğru uluyordu. Mustafa Kemal bu sesle kendine geldi, bir kurt gibi silkindi ve sert bir sesle konuştu. Ankara'nın Bozkurt'u homurdanmıştı. Ayağa kalktı. Dövüşecekti. Çaresizliğin pençesinden kurtulmuştu. Capcanlıydı, içi coşkuyle titriyordu. Bu ruh hali bütün odayı sardı ve diğerlerini de yeni umutlarla doldurdu. Öncelikle derhal gölgeleri ortadan kaldıracak bir lamba getirilmesini istedi. Arifin, kurmaylarının, emirlerini uygulayacak birilerinin çağırtılmasını emretti. Birinin de mangaldaki sönmüş ateşi canlandırmasını emretti. Döğüşecekti. Türkiye'yi her şeye rağmen kurtaracak, onu büyük ve özgür kılacaktı.
Sayfa 102
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
O sırada odanın bir köşesinde duran bir Alman generali yüksek sesle: "Türk birlikleri hiçbir işe yaramaz. Bunlar sadece kaçmasını bilen hayvan sürüleridir. Doğrusu onlara kumanda eden hiç kimseye gipta etmem" diyordu. Mustafa Kemal şimşek gibi Alman'a doğru döndü, gözleri kızgınlıkla alevlenmişti, tüm vücudu bu öfkeyle titriyordu. "Ben de bir askerim" dedi. ""Bu orduya kumanda ediyorum." Sesi Türkler'e olan tutkulu inancıyla titreyen itreyen bir trampet gibi tınlıyordu. "Türk askeri asla kaçmaz. Geri çekilme sözünün ne demek olduğunu bile bilmez. Siz, generalim, eğer Türk askerlerinin koştuğunu görürseniz, bunu ancak kendiniz kaçarken görmüş olmalısınız. Kendi korkaklığınızın suçunu Türk askerine yüklemeye nasıl cesaret edersiniz!" Tam bir ölüm sessizliğine bürünen bekleme odasında bulunan herkes onun sesindeki tutku ile sarsılmışken Mustafa Kemal dimdik yürüdü, Enver'in yanından geçerek çıktı, sarayı terketti.
Sayfa 69
"Telaş etmeyin evlatlarım," dedi, "Hiç acele etmeyin. En doğru anı seçeceğiz, o zaman ben en öne çıkacağım. Süngülerinizi takmış ve keskinleştirmiş olarak siz hazır beklerken elimi kaldırdığımı gördüğünüzde, peşimden gelin.' Yalın Türk askerinin ruhunu yepyeni bir cesaretle ateşlemişti. Hepsi de onu cehenneme kadar izlemeye hazır durumdaydı. Karşı tarafta, düşman mevzilerindeyse yeni ordunun iki acemi taburu, yani 6 ncı North Lancashire ile 5 nci Wiltshire taburları yorgun fakat deneyimli Yeni Zelandalılar'ın yerini alıyordu. Şafaktan önce kullanılabilecek durumdaki bütün Türk topları ateşlenerek düşman mevzileri yoğun bir ateş altına alındı. Sabaha karşı 3:00'de Mustafa Kemal siperlerden çıktı. yürüyerek ilerledi. İngilizler ateş açtı. Bir kurşun saatini parçaladı, fakat kendisine gene bir şey olmadı. Yaralanmış olsaydı, hücum asla gerçekleştirilemeyecekti. Adamları o takdirde parmaklarını bile oynatmayı reddedeceklerdi. Top atışı kesildi. Bir an için Mustafa Kemal, adeta güçlü bir lider figürü olarak, tek başına, ayakta durdu. Hemen sonra bir elini kaldırıp ileriye atıldı. Yabanıl naralar atan Türk piyadesi, karşı durulmaz bir süngü denizi halinde dalga dalga onun ardından tırmanmaya başladı. İki Ingiliz taburunu ezip geçtiler. North Lancashire taburu bozuldu ve kaçmaya başladı; Wiltshire taburuysa, son askerine kadar süngüden geçirildi. Türkler tepenin eteklerinden aşağıya doğru, denize kadar her şeyi ezip geçtiler. İngiliz savaş filosu, üzerlerine bombalar yağdırdı. Dev şarapneller ve demir parçaları sağanağı, toprakta kocaman delikler açıyordu. Geri çekildiler ve siper kazdılar, ancak, Conkbayırı tepesini temizlemişlerdi. Çarpışma kazanılmıştı.
Sayfa 53
Bir başka olayda da, Gelibolu'ya dönerken bir İngiliz uçağı otomobilini baştan aşağı taradı. Bombalar arabanın önünde ve arkasındaki yolda patladı; bir tanesi de ön cama çarpıp şoförü öldürdü, fakat Mustafa Kemal'e hiçbir şey olmadı.
Sayfa 47
Bir keresinde, yeni kazılmış bir siperin dışında oturuyordu. Bir İngiliz bataryası sipere ateş açtı. Toplar menzili buldukça şarapneller gitgide daha yakınlara düşmeye başladı; vurulması matematiksel olarak kesindi. Kurmayları sipere girmesi için yalvarmaya başladılar. "Hayır" dedi, "Saklanmak adamlarım için kötü bir örnek olacaktır." İlgisiz ve soğuk kanlı bir tavırla kurmaylarıyle konuşurken, bir sigara yakıp gayet sakin onu içti. Bu arada aşağıda siperin güvenliği altında duran adamları, büyülenmiş gibi onu seyrediyorlardı. Düşman topları bir başka hedefe yöneldiler. Patlayan şarapnellerin tozlarına bulanmış da olsa, Mustafa Kemal'e yine bir şey olmamıştı.
Sayfa 47