Oldukça beğenmiş bulunmasına rağmen, “Meâl”i, Türkiye'ye yollamaması ve gelirken de getirmemesinin sebebini bu "reform" ve baskı hareketlerinde aramalıdır.
Eski âlimler gayret etmişler, kendi zamanlarına ait ihtiyaçlara cevap verecek hükümleri çıkarmışlar. Bize de örnek olup, yol göstermişler. Şimdi yeni meseleler, hâdiseler, ihtiyaçlar var. Bunların getirdiği sorulara da, eski âlimlerin buluşlarından istifâde edilerek, yeni cevaplar vermek lâzım. Çünkü hayat yürüyor, genişliyor. Canlı bir varlık olan Müslümanlık da hayatla beraber yürümekte, büyümektedir.
Medresen var mı senin? Bence o çoktan yürüdü.
Hadi göster bakayım şimdi de İbnü'r-Rüşd'ü?
İbni Sînâ niye yok? Nerde Gazâlî görelim?
Hani Seyyid gibi, Râzî gibi üç beş âlim?"
Mehmed Âkif, bütün ömrü boyunca Kur'ân'ın yolunda yaşamış, yurdundan ayrılmaya mecbur kaldığı son yıllarda Kur'ân’a sığınmış ve ölmek için vatana döndüğünde, bütün vaktini, kendisine Kur'ân okuyan güzel sesli gerçek dostlar ve Kur'ân sadâları arasında geçirmiş, öylece Rabb'ine kavuşmuştur.