Damarlarıma yeniden yayıldığını duyuyorum kanımın
İçtenlikle söylüyorum, seviyorum bu hayatı
Ölmek istemiyorum ama ölebilirim şimdi
Varsa ölümümün bu dünyaya bir yararı.
Koca bir çınar gibiyim, az da olsa yaşım
Kopmaz köklerim var hayatın yüreğinde
Şimdi ağlayıp sızlanan körpe dallarım
Onlar toydur biraz, başları gökyüzünde.
Ahmet Erhan
O ne sâdelik, o ne âhenk! Âyetler arasındaki irtibâti muhâfaza hususunda öyle büyük kudret göstermiş ki, bir sûreyi okursunuz da hiçbir âyetin başında veya sonunda ufak bir irtibatsızlık göremezsiniz.
Müfessirler, âyetler arasındaki irtibat ve münasebetleri anlatmak için sayfalar dolusu izahatta bulunurlar. Üstad ise irtibatı fi'ilen o suretle yapmış ki, bir âyetin bitip diğer âyetin başladığının farkında bile olmazsınız.
Bir şiir gibi senelerce üzerinde işlenmiş, hiçbir tarafında, hiçbir noktasında, hiçbir pürüz kalmamış, bir sehl-i mümteni haline gelmiş. Su gibi akıyor. Bir çağlayan gibi gönülleri heyecana veriyor.
O bir eserdi ki yangın denilse lâyıktı
Eğer kalaydı yakar, kül ederdi îmânı.
O bir ateşti ki sönmezdi etmeden ihrâk,
Yakıldı, sönmesi kurtardı nass-ı Kur'ân'ı.
- Atatürk'ü de kendisi hakkında hüsnü niyetle dolu bulduğumu anlattım.
- Bu sözlere karşı ne dedi Âkif?
- Târık Bey, dedi, ben yemin etmem; fakat işte yemin ediyorum; ben millî mücadelede yanında bulundum; yakından tanıdım. Vallahil'azim, eğer Atatürk olmasaydı bu zafer kazanılamazdı.