Bektaşi koynunda şarap şişesi, kaldırımın kenarında sızıp kalmış. Onu o halde gören bir ahbabı Bektaşi'yi dürtüklemiş. Demiş, "Uyan yahu, uyan. Burada bu saatte ne yapıyorsun Alla'sen?" Bektaşi, kendine gelmiş sağına soluna bakmış, demiş, "Eve gidiyorum." "Bu nasıl eve gitmektir?" diye çıkışmış diğeri. "A-ha şurada, taşın üstünde malak gibi yatmış duruyordun." "Mirim" dşye cevap vermiş Bektaşi. "Nasıl olsa dünya dönmüyor mu? Bizim ev de döne döne buraya gelir nihayet."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bizimki gibi topraklarda demokrasi mücadelesi denen şeyin, üçbin yıldır gerçekleşmemiş bir hadisenin önümüzdeki ilk seçimden sonra yaşanacağına dair bir umuttan ibaret olduğunu anlamak mümkündü.
Demir işlemeyi başarınca daha ölümcül silahlar üretebiliyor, bunlarla diğer kentleri fethediyor ve nihayet kendiniz kadar katil ruhlu bir güruhla karşılaşıncaya değin genişleyip büyük devletler oluşturabiliyorsunuz. Gerisi de... sizin dediğiniz gibi işte.