Alper Canıgüz

Alper Canıgüz

YazarÇevirmen
8.3/10
6,9bin Kişi
·
21,1bin
Okunma
·
1.401
Beğeni
·
31,3bin
Gösterim
Adı:
Alper Canıgüz
Unvan:
Türk yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 13 Şubat 1969
Alper Canıgüz 13 Şubat 1969 yılında İstanbul’da doğmuştur. Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunudur. Lise döneminden itibaren öykülerini dergilerde yayınladı. Yayınevlerinde çevirmenlik yaptıktan sonra üniversitede öğretim görevlisi olarak çalıştı. Bir dönem reklam ve metin yazarlığı yaptı.
“İntikam değil de... hınç, belki. Ya da ödeşme güdüsü... Bilemiyorum. Nefret ediyordum senden, bir o kadar da seviyordum. Aklımdan çıkaramıyordum bir türlü. Saçmalık işte. Hiçbir mana taşımıyordu benim için. Zaten çok kısa sürdü. Ve bir faydası olacaksa söyleyeyim, vicdan azabından ölüyordum.”
Alper Canıgüz
Sayfa 209 - April Yayınevi
"Neden söz ettiğimi biliyorsunuz. Bütün aşklar tükenir, bütün babalar ölür, bütün hikâyeler biter. Birinin yıkıntıların nöbetini tutması gerekir; işte o yüzden, biri hariç, bütün çocuklar büyür."
“Sürekli birşeyler konuşur ve neredeyse her sözcüğün ardından bir kahkaha patlatırlardı; çoğunlukla da kendi ağızlarından çıkanların. Birbirlerini ya da herhangi bir başka şeyi gerçekten anlamaya çalıştıklarını zannetmiyorum. Sadece salak salak gülüyorlardı. Kendilerini hep dışarıda bıraktıklarıyla tanımlayan insanlar böyledir. Bir tür uyuşturucu, alttan alta hep varolan sessizliği işitmelerini önleyen bir tür gürültüdür kahkaha onlar için. Gülmek, hayatla yüzleşmekten korur onları. Diyeceğim, kafası karışık, kayıp tiplerdi işte. Açıkçası hiç umudum yoktu bunlardan. Birkaç yıl ota boka gülüp ne kadar farklı olduklarını düşünecekler, sonra da "aslında" ne kadar farklı olduklarına inanmayı sürdürerek sefil bir orta sınıf hayatına adım atacaklardı.”
"Güle rengini veren kandır," derken ne demek istediğini şimdi anlıyordum. Hayatımızdaki güzelliklerin, felaket addettiğimiz bazı başka şeylerin neticesi olduğunu anlatmaya çalışmıştı ben kaz kafalı kulunuza. Kendine acımak, geçmişe yazıklanmak faydasız ve anlamsız bir işti. Olmak, olmamanın bir fonksiyonuydu.
Alper Canıgüz
Sayfa 131 - April Yayıncılık
204 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Kendi deyimiyle, "Her gün birkaç saatini divanın altında geçiren, mahallenin delisini ruh kardeşi gören, gırtlağı kesilmiş bir ceset karşısında kılı kıpırdamayan, yirmilik kızlarla ilgili
fanteziler kuran, silah ve alkol düşkünü bir velet. Canavarın
küçük bir çocuk olarak portresi! Yeniden doğmuş Rasputin" olan Alper Kamu, 5 yaşında bir çocuk ve kendini bu şekilde tarif etmekte de oldukça haklı.

Alper Kamu, yaşına karşın görmüş geçirmiş olgunlukta, büyümüşte küçülmüş dediğimiz cinsten bir çocuk.
Yaşıtları okumayı öğrenmeye çalışırken O ; Kafka, Nietzsche, Dostoyevski, Oğuz Atay okuyan ve yine yaşıtlarının repertuarında "kestane, gürgen, palamut" varken O, "Shostakovich" ve "Doris Day - Que Sera Sera ( https://www.youtube.com/watch?v=xZbKHDPPrrc )" dinleyen bir entellektüel.
Aynı zamanda güvenmediği adalete ve düzenin kanun uygulayıcılarına mecburen de olsa yardım eden bir zehir
hafiye :)

Kitap kendi içinde on dört bölümden oluşuyor. Yazar, Alper Kamu üzerinden yaşadığı yerdeki sistem çarpıklıklarını, adalet ve yönetim mekanizmasındaki aksaklık ve haksızlıkları, günlük yaşamın çarpık ilişkilerini göz önüne seriyor ve eleştiriyor. Toplumsal bazı olgu ve olaylara inceden dokunduyor.

Okumak keyif vericiydi.
İyi okumalar.
204 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
5 ....
KANUN NAMINA 5 ...

Alper Kamu...
Anaokuluna gitmeyi reddeder çünkü o “kestane, gürgen palamut” diye yırtanmak yerine Shostakovich dinlemeyi istemektedir.

Yaşıtları “Ali’ye topu at “ arken o
Dostoyevski, Oğuz Atay ve çerez niyetine de Nietzsche okumaktadır.
Kendisini Lucifer’in ilham kaynağı bir cehennem cücesi olarak görmektedir.

Bir cinayete tanık olduğu anda dedektifliğe soyunur ve tüm soğukkanlılığı ile savcının bile çözemediği cinayeti çözer.

Gazoz yerine rakı yudumlayan
İflah olmaz bir filozof ve tekinsiz bir çocuktur o.

Hayat onun doğasına terstir...
Kalbi doğru ve yanlış arasında gidip gelen bir sarkaçtır adeta...
Anneye öfkeli...
Babaya hayran...
Baudelaire hayranı...
Hasılı hayatı kötü bir komedi filmi gibi acıklıdır.
Çocuk kalpli...
Yetişkin beyinli...
Tanrı’yla kavgalı...
Atraksiyona meyilli...
Babasıyla boktan bir pantolon reklamının kahramanları gibi uyumlu 5 yaşında bir çocuk...

Afili Filinta Alper Canıgüz’ün buluşları orijinal gerçekten, kahramanları aracılığı ile rüya, bilinçaltı, kodlama, psikanaliz konularını aralara serpiştirerek bu konuda altyapısı olduğunu da ispatlıyor.

Saf ve masum, mağdur ve hüzünlü çocuklar yerine entelektüel, esprili, zeki, cin gibi bir kahraman yaratmasını sevdim. Canıgüz’ün biçemini daha önce Tatlı Rüyalar’da da beğenmiştim. Duru bir anlatım, mizahi yaklaşım, farklı bakış açısı ile özgün bir yazar.
Okunabilir hatta okunur ve hatta hatta yazara devam da edilir.

Kitaptan alt mesaj : Sürekli kavga eden, birbirini sevmeyen, “çocuklar için” evliliklerini devam ettiren anne babalar; ruhları hasarlı, mutsuz, intihara meyilli, hırçın çocuklar yarattıklarının farkına varmalılar. Çocuklar kavga, gürültü içinde değil huzurlu büyümeli !..
216 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Alper Canıgüz, kendine has bir hayran kitlesi oluşturmayı başarmış bir yazar. “Kan ve Gül” isimli yeni kitabına dair bu yazıyı yazmaya başlarken, 3 Nisan tarihinde raflarda yerini alan kitap, henüz 40 günlük bir ömre sahipti. Yazımın yayınlandığı bu kitap sitesinde, bugüne kadar 40 kişi tarafından okunan bu kitap için, 30 oy kullanıldığını, 19 kişi tarafından beğeni aldığını, 8 inceleme yazısı yazıldığını ve kitaptan 78 pasajlık alıntı yapıldığını gördüm. Bu sayıları küçümsemeyin. Örneğin ülkenin popüler ve çok satan yazarlarından Canan Tan’ın yine Nisan’ın ilk günlerinde satışa çıkan “Başıbozuk Sevdalar” isimli kitabı bu sitede, bugüne kadar 6 kişi tarafından okunmuş, 2 beğeni almış, 1 inceleme yazısı yazılmış ve 13 pasajlık alıntı yapılmış.

Oysa tanınırlık ve okunurluk açısından Canan Tan’ın Alper Canıgüz’den daha popüler olduğuna şüphe yok. Bunun iki yazarın okurlarının derinlik ve tutkunluk farklılığından kaynaklandığını söyleyebiliriz.

“Kan ve Gül” Alper Canıgüz’ün okuduğum dördüncü kitabı. Canıgüz’ün toplam kitap sayısı ise beş. “Tatlı Rüyalar”ı da okuyacak olsam, Alper Canıgüz külliyatının tamamına hâkim olmuş olacağım.

Alper Canıgüz kitaplarını bu kadar ilgi çekici kılan şey, edebiyatımızda örneği çok rastlanamayan fantastik polisiye türüne giren eserler olması. “Kan ve Gül” de, bu sınıfa giren bir eser. Alper Canıgüz kitaplarını okuyanların hemen hemen hepsinin ortak tepkisi, ellerine aldıkları kitaplarını bir çırpıda okuduklarını iddia etmeleridir. Bu oldukça doğru bir tespit ama hızlıca okunan kitapların kolayca hazmedileceğini iddia etmek o kadar da kolay değil. Her bir kitabı, yenisi çıkana kadar üçer ay ara ile tekrar tekrar okumak ve her defasında ayrı bir lezzet almak mümkün.

“Kan ve Gül”ü, dil ve okuma lezzeti, karakter zenginliği açısından, Canıgüz’ün daha önce okuduğum, Alper Kamu maceralarını içeren kitapları ya da “Gizli Ajans” seviyesinden bir basamak aşağıda bir eser olarak tanımlayabilirim. Ancak senaryo doygunluğu, toplumsal arka plan, realiteyle kurduğu bağlar açısından daha sağlam bir eser.

Kitap kısaca bir zamanda yolculuk hikâyesi. Fiziken geriye dönen ama zihni geldiği yılda takılı kalan bir pembe roman kitapları çevirmeninin, yaşamındaki çıkmaz sokaklara ve çok sonradan fark ettiği bir cinayete geçmişte çözüm aradığı bir yolculuk serüveni. Dönülen yıl 1994 ve dönülen zamanın merkez üssü Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü. Öğrencilik yıllarına geri dönen, romanın kahramanı Aziz, dönemin okul atmosferini, dönemin öğrenci gençliğini, siyasi gelişmelerini ustalıkla hikâyesinin arka planında örüyor. O arka plana bakınca, bu günkü toplumsal kuraklık insanın içini daha da bir acıtıyor.

Alper Canıgüz edebiyatında en başarılı bulduğum alan, karakterlerin zekâ pırıltısı taşıyan diyalogları, insanın salaklığının ve aklının iç içe geçtiği davranış tercihleri, ideal ile kapasite arasındaki acınası çırpınışları. Boğaziçi mezunu, pembe romanlar çevirmeni Aziz’in, sonradan eşi olacak sevgilisini, geçmişe döndüğünde, ilk kez tanıştığı bir arkadaşının evinde yakalaması ve ne yapacağını şaşırıp kız arkadaşından para isteyerek oradan ayrılması, tarif etmek istediklerimi özetleyen bir senaryo parçası.

Alper Canıgüz edebiyatının diğer bir takdir edilesi özelliği, gerçeküstü ve gerçek olma potansiyelleri birbirine yakın sahneler kurgulayabilmesi. Halk otobüsündeki yılanlı sahne ile Darülaceze’de oynanan tiyatro oyunundaki Azrail rolünün etkilerini de, bu tip kurgulara örnek gösterebilirim.

Romanın en çarpıcı karakteri sosyopat olarak tanımlanabilecek olan ve bir cinayete kurban giden Abdül. Esas çarpıcı olan ise sosyopat olarak tanımlanabilecek bu karakterin konuşma metinlerindeki insanlık, dünya ve Türkiye tespitlerinin yerli yerinde olması; “Gelenek insanların ahmak olduğunu varsayar, modernite ise sorumluluk sahibi, zeki canlılar olduğunu. Bu yüzden kısa ve orta vadede hep gelenek kazanır.”

“Kan ve Gül”ü, doğum yılları 1965 ile 1979 yılları arasında olan X kuşağına bir saygı duruşu olarak da tanımlamak mümkün. Bu sebeple, kitapta her bir bölümün başında, intiharı ile X kuşağının dünya üzerindeki etkisinin sonlanmasını simgeleyen Kurt Cobain’e ait şarkı sözleri yer alıyor. Bu kuşağın bir üyesi ve romanın geçmiş dönemli yıllarında İstanbul’da öğrenci olan birisi olarak, kitabın bendeki etkisinin oldukça fazla olduğunu söyleyebilirim. 559C Rumeli-Taksim otobüsünü, Beşiktaş Çarşı’yı, Kadıköy Barlar Sokağını uzaktan da olsa tekrar hatırlatması bile başlı başına, romanı benim için özel kılıyor.

Alper Canıgüz, kendi ortalamasını, düzenli bir ortalama ivme ile ileri taşımaya devam ediyor. Peşinden, ilgili, yaratıcı ve üretken hayran kitlesini de sürükleyerek.
204 syf.
·Beğendi
Gizliajans bir Alper Canıgüz romanıdır.
Her Alper Canıgüz romanı kendi içinde tutarlı, başka her şeyle tutarsızdır. Onu diğerlerinden ayıran tam da budur. Evet kedisi uzaylı, iş yeri kalaylı ve sevgilisi bayağı bir alaylıdır. Ama bunlardan sebep kitaba saçma demek saçmalık olur. Adı üstünde absürt-macera- komedi. Size hitap etmiyor olabilir ancak anlamadığınız her şeyi saçma nitelendirmemenizi tavsiye ederim.

Gizliajans, gaddar bir kedi tarafından yönetilen ve birbirinden tuhaf çalışanları olan bir reklam ajansıdır. Musa'nın bu tuhaf ajansta işe başlaması hayatının aşkı menekşe gözlü sanat yönetmeni Sanem ile tanışmasına vesile olur. Bu tuhaf ajans ve sanat yönetmeni Sanem Musa'nın hayatını kökünden değiştirir.

Uzaylıların olmadığına en büyük ispattır bu roman. bana da öyle gelir ki dünya bana karşı da kurulmuş bir komplo...Sonra kahramanın sevgilisini gördüğü sahne mutlaka bir film sahnesi yapılmalı... O iç konuşmaları herkes duymalı...Sonra da yazar hemen yeni bir kitaba başlamalı... Sanırım psikoloji bilmek roman yazma hususunda işe yarıyor...

Hadi gidin alın şu kitabı ve okuyun... Hayatınızın bir kaç gününü neşe içinde geçirin... Hemen bitirmeyin ki çok muhteşem bir film üç beş gün sürse ne kadar lezzet alırız sorusunun cevabını bulun.
- Yemek mi bu lezzet alıyoruz?
- Hayır değil. Tadından yenmiyor çünkü...

Sizler de eger, cok sevdiginiz kitapları bir telaş okumaya başlayıp sonrasında okumadıgınız sayfalar azaldıkça, o panik duygusunu içinde hissedip, okuma hızınızı azaltanlardansanız, bu kitap benim icin yazıldığı kadar, sizin icin de yazılmıştır.

Uykusuz gecelerde size, kahkahalarla dolu anlar yasatır.
Hiç bitmeseydi muhtemelen sonsuza kadar okuyabilirdim.
Acar açar o kafayı yaşardım.

Bir çok alıntı yapılabilecek ince esprili-düşündürücü cümlelere sahip, yüzünüzde aptal sırıtışlara neden olacak, bir çırpıda okuyacağınız bir kitap.

Beyler sadece Musa'nın Sanem'i görüp vurulduğu andan itibaren içinden geçirdiği methiyeler için bile okuyabilirsiniz. (:

Dikkat dikkat kitabımız, dünya edebiyatının en iyiler listesinde yer almaktadır .

Absürt olması yaşanmadığı anlamına gelmez.
http://www.hurriyet.com.tr/planet/19435764.asp

https://youtu.be/3cjTHyFYJbk

https://youtu.be/rA34fEI541s
( Sayfa 215)
186 syf.
·8 günde·Beğendi·7/10 puan
FREUD’UN IŞIĞI ÜZERİNİZDEN HİÇ EKSİLMESİN !

Hayallerim var !
Bir de gerçekler!
Evrene yolla isteklerini diyenler az değil artık.
Bir de “ uzaylıların bu istekleri yiyeceğinden”korkanlar olmasa !


“İnsanlar, ağzından çıkan cümlelerin, beyninden çıkan düşüncelerin, bütün evreni dolaşıp tekrar kendine geri döndüğünü bilse, eminim çok daha dikkatli olurdu.”
diyor Albert Einstein da.

Beyin dalgalarının evrene yolladığı titreşimlerle düşüncelerin, isteklerin somutlaşabileceği konusu Einstein tarafından da desteklendiğine göre geriye tek bir şey kalıyor.
Hayal kurmak...

Hayal kurun...
Gerçekleşmiş gibi sevinin...
Hayalini kurduğunuz kırmızı ferrarinin direksiyonunu tuttuğunuzu gerçekten hissedin.

Bu bilinçaltı denen ve çözümlenemeyen konu da hâlâ kafaları karıştırmaya devam ediyor.

Birkaç yıl önce bir psikoloğa gitmiştim, hipnoz yöntemi ile kilo kontrolünü sağladığını tanıdıklardan öğrendikten sonra.

Hipnoz ederken söyledikleri saçma ve komikti bence ama psikolog “ bilinçaltının gerizekalı olduğunu, ne dersek ona inandığını ve asla mantıklı bir gerekçe aramadığını söyledi.
Saftır o, dedi; ne dersen inanır.
Yani kandırıyorduk bilinçaltını.
Kandı mı?
Evet kandı.
Saf işte.

Dile benden ne dilersen diyen bir cin çıkmıyor ki hiç karşımıza!
Hayallerimizin gerçekleşmesi için hep çalışmamız gerekiyor
çünkü hayallerin gerçekleşmesi için ilk şart para kazanmak.

Oturduğu yerden başarıya ulaşan tek canlı tavuk olduğuna göre sadece hayal ederek bir yere ulaşamayız ama bu son evrene pozitif mesajcılar ve bilinçaltıcılar bizlere alternatif sundukça deniyoruz biz de.

Bir de rüyalar var.
Biri çıkıp dese ki rüyada gördüğünüz her şey gerçek olabilir. ( Kabuslar da olmasa keşke)
Rüya evreni ile dünya gerçeğinin örtüşebileceği teorisinin psikoloji ile birleştiği Canıgüz romanı fantastik öğeler içeriyor gibi görünse de teoriler, deneylerle destekleniyor ve bu yüzden hayal ve gerçek birbirine karışıyor.

“Dünyayı değiştiremezsiniz ama yeni bir dünya yaratabilirsiniz.” düşüncesi ön planda. Düşleyerek bir dünya kurmak imkansız değildir.
Yaşadığınız hayat sadece bir olasılıktır.
Düşlüyorsanız o halde vardır.

AFİLİ FİLİNTALAR’ın üyelerinden Alper Canıgüz okunur mu?
Evet okunur.
Yarattığı hayal dünyası olası mıdır?
Kim bilir belki de ...
224 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Hiçbir kitaba 10 puan vermeyeyim, mutlaka daha iyisini okurum şartını kendime koşmasam 9 değil 10 verirdim. Murat Menteş sayesinde tanıştım Alper Canıgüz ile. Göz bebeğim dediğim Murat Menteş'i dahi geri planda bıraktığını itiraf etmeliyim. Kıvrak zeka, inanılmaz bir olay örgüsü, kıkırdatan ve göz dolduran cümleler, sizi ele geçirmesi çok kolay bir kitap. Okuduğum ilk kitabıydı, ama son olamayacağı kesinleşti. Çok memnun oldum Alper Kamu.
204 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Beş yaşında bir çocuk! Ama ne çocuk!
Bilgiç, filozof, romantik, zeki, sorgulayan, düşündüren! Deriz ya, "büyümüşte küçülmüş."

Alper Kamu, mahallenin küçük delikanlısı. Okulu sevmeyen, bilgi dağarcığı geniş, hayata bakış açısı ise ömürlük...

İyi bir gözlemci olan Alper bir akşam denk geldiği olay sonrası kendisini bir cinayeti soruştururken bulur. İpuçlarını araştırmaya başlar. Bu ara mahalledeki çocuklarla oynamayı da ihmal etmez Arkadaşları onun cesaretine hayran olmakla beraber, bilgisine yetişemezler. Cinayeti araştıran Alper, sonuca giderken hiç beklemediği olaylarla karşılaşır. Yerine göre büyüklerine kafa tutar. Yerine göre babasının arkasında durur, ara sıra da annesinin davranışlarını analiz eder. Çocukluğun verdiği cesaret ile kendinden büyüklerle bile boy ölçüşür...

Yazarın okuduğum ilk eseri. Yazım dili, kurgusu çok başarılı. Bir çocuğun gözünden biz büyükleri analatan yazar o kadar doğru noktalara temas etmiş ki, okurken düşündürüyor. Beş yaşında ki bir çocuğu ne kadar ciddiye aldığımızı, onların gözünde ne kadar detaycı olduğumuzu, ve koca dünyanın nasıl göründüğünü okurken gülümsüyor, çocukluk anılarınıza yolculuk yapıyorsunuz...

Alışılmışın dışında farklı bir bakış açısına sahip olan eser, kesinlikle okumaya değer nitelikte...

Polisiye bir olayı birde küçücük bir çocuğun gözünden okumak çok keyifliydi. Yazar Alper Canıgüz'ü tebrik eder, başarılarının devamını dilerim...
186 syf.
·11 günde
Erkek Japon bıldırcınlarının cinsel hayatı konusunda uzmanlık sahibi. Niyetçilikle başlayan meslek hayatına şu günlerde psikolog olarak devam eden Alper Canıgüz'ün okuduğum ilk kitabı. Murat Menteş'le yakın dost olduklarını öğrendikten sonra "bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim" düsturuyla kitaba başlayıp, MENTEŞ tadı alamadığımı belirtmek istiyorum. Konu olarak absürd bir hikaye, yakın dostu ile absürdlük konusunda uyuşmalarına rağmen MENTEŞ kitaplarında rastladığjm o egzantrik kelime ve cümlelere rastlamadım. Bilmiyorum, belki de yanlış yada kötü kitabından başladım ama cümle mühendisi diye adlandırdığım Menteş'in yanında Canıgüz şimdilik kaldırım mühendisi gibi kaldı. İlk kitabından aforoz etmek istemiyorum ama çıtırdan bir hayal kırıklığı oldu mu? Ow yeeee!

Rüyalar, bilinçaltı, Freud, psikoloji ve absürdlüğün tavan yaptığı hikaye merakla başladı ama ilerledikçe o ilk heyecan stabil kaldı. Yine de psikoloji ile haşır neşir olanlar için vasatın biraz üzerinde olduğunu düşünüyorum. Marjinallik ve komiklik mi? Komik mi şimdi bu Alper! Neyse ki ilk hayal kırıklığımız değil!

Freud'un ışığı üzerinizden hiç eksilmesin ve hepinizin sapığı bol olsun. İyi okumalar...
204 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Bu ara iyi oldu. Kendimi toparlamaya çalışıyorum. Kitaplığımı tasfiye etmeye devam ediyorum. Evimizin salonu darmadağınık. Neredeyse hepsinden bıkmışım: eskimiş nice okunmamış ve asla okunmayacak kitap, din ve tasavvuf dolu bir on yılın kalın kalın izlerini taşıyan nice islami tasavvufi kitap, artık elimi sürmeyeceğim nice gereksiz, laf olsun diye aldığımı anladığım okumayacağım kesin kitap..hepsi karman çorman duruyor. Bir arkadaşım erzincan'da bir köye kitaplık yapmak için arada eve gelip poşetlere, torbalara doldurduğu bir çok kitabı alıp götürüyor. Bir çok kitabı öğretmen odasındaki yeni kitaplığımıza koydum. Bazı kitapları eşya satma sitesine çok çok ucuza koyuyorum, alan bir beş lira on lira versin bir de çay ısmarlasın istiyorum...ama cevap gelmedi hiç. Buradan da sevdiğim bir kardeşime göndereceğim bir kaç kitap var. Bunların dışında ölene dek benimle kalacak kitaplarım var. Onlarla yürümeye devam...

Gizliajans'sa çoktan yola çıktı, yeni menziline doğru yol alıyor. Yazara teşekkür etmem gerek, çünkü eylül ayından beri allak bullak olmuş hayatıma zar zor da olsa kahkaha getirdi, belli ki uzun süreli değil, ama misafirlik işte, iyi ki gelmiş, iyi ki okumuşum: bol bol güldüm, hızlı hızlı okudum ve nihayete erdirdim. Ve galiba hemen unuttum.

yani; gülmek, eğlenmek, keyif almak, kafamızı dağıtmak için ne de güzel bir kitap! Eve giderken, çalışırken, insanlarla uğraşırken ya da meselâ O'nu düşünürken, bunalıyorsak, işte bir anda hikâyeyi düşünüp "acaba ne olacak?" diye meraklanmak, sonra akşamleyin iyi demlenmemiş bir çay eşliğinde, hem de loş ışıkta sayfaları ister ağır ağır, ister hızlı hızlı çevirerek son derece ilginç bir konunun giderek imkânsız ve inandırıcılığını yitirebildiği noktalara uzandığı bu hikâyeyi yine de keyifle, okumak...bence harika!

O yüzden; eğer siz de benim gibi eylülde dağıldıysanız ve toparlanamıyorsanız, ama kitaplarla iyileşmek niyetindeyseniz ama yine benim gibi ciddi bir okur olamamanın acısını da yaşıyorsanız, bir sonraki ciddi ve ağırbaşlı okurluk girişimine dek nefes almak ve hafif bir edebiyat tadıyla bir kitap okumak istiyorsanız, Gizliajans tam size göre!

iyi okumalar...

Yazarın biyografisi

Adı:
Alper Canıgüz
Unvan:
Türk yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 13 Şubat 1969
Alper Canıgüz 13 Şubat 1969 yılında İstanbul’da doğmuştur. Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunudur. Lise döneminden itibaren öykülerini dergilerde yayınladı. Yayınevlerinde çevirmenlik yaptıktan sonra üniversitede öğretim görevlisi olarak çalıştı. Bir dönem reklam ve metin yazarlığı yaptı.

Yazar istatistikleri

  • 1.401 okur beğendi.
  • 21,1bin okur okudu.
  • 265 okur okuyor.
  • 6,2bin okur okuyacak.
  • 158 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları