Onur Uzun

Onur Uzun
"Gösterişin, torpilin, kibrin ve sayamadığım binlerce putun kol gezdiği bu çağda; bir bakışın, bir duruşun, bir hayatın sadeliğine inanıyorum."
Hayatımız düşüncelerimizin eseridir.
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2024 13. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2024 21:36
Viktor Frankl’ın İnsanın Anlam Arayışı adlı eşsiz eserinden sonra okudum Kendime Düşünceler’i. Birbirlerine bu derece uzak asırlarda vücut bulmuş fikirlerin, inançların armonisine bu sayede tanık oldum. Roma’nın heybetli imparatoru Marcus Aurelius “başına bir olay gelirse şikâyet etme ve doğana uygun olarak ona katlan” derken Viktor Frankl da “hedefleri ve amaçları olan insanların, yaşam içerisinde kendisine belli görevler addetmiş olanların da bir şekilde her şeyin üstesinden gelebileceğini” söylüyor. Her nasılsa deneyimlerin, farklı olayların, farklı zihinlerin tek bir noktada buluşması hayret uyandırıyor insanda. Stoacı düşünür Marcus Aurelius’un konuşmalarını, yaşam görüşlerini okuyoruz kitapta. Genelgeçer bir öğretiyi hissetmenin heyecanını duyuyoruz. İnsanın; kendisini dış koşullardan soyutlamanın önemini ve kendi dışında gerçekleşen her şey için üzülmenin ve öfkelenmenin ne derece gereksiz bir eylem olduğunu anlıyoruz satırlarda gezinirken. Duyguların nasıl bazen bir pranga olabileceğini, yaşama dair şikâyetlerin neden anlamsız olduğunu, acılara katlanmanın yollarını, zorluklar karşısında nasıl tavır almamız gerektiğini, kalabalıklar içerisinde sıradanlaşmadan, kimliksizleşmeden var olmanın sırrını öğreniyoruz. Düşünülecek, ara ara açıp okunacak çokça cümle, çokça fikir var. Okumalı, düşünmeli ve Stoacı düşünürün dediği gibi “insanlık görevi için geldiğimiz bu dünyada, huysuzlanmadan, huzursuzlanmadan” başı dik bir şekilde yürümeli ve yol almalıyız.
Düşünce
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202428bin okunma
Reklam
Yaşamak için bir nedeni olan her türlü nasıla katlanabilir.
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2024 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2024 00:00
İnsanın dünyaya fırlatılışından bu yana peşinden koştuğu, uğruna uykusuz kaldığı, hülyalara daldığı bir hazinedir “anlam.” Bazen yaşam koçlarının ağzında bir sakız, bazen bir kitapta ünlem, bazen bir şiirin dizelerinde saklı cevher, hiç bulunamayan… Kitap, bu asırlık sözcüğün peşine düşüyor, arama halinde olanlara rehberlik etmeye çalışıyor. Sarsıcı yanı ise insan hayatın anlamını “Nazilerin toplama kampına düşmüş” bir psikiyatristin anılarından ve acılarından öğreniyor oluşumuz. Yazara göre, hayattan bekleyecek bir şeyi kalmayan insanın anlam sorgusu daha da artıyor ve beraberinde varoluşsal bir boşluk getiriyor. Anlam arayışını ise üç şekilde sürdürüyoruz: Üreterek ya da iş yaparak, deneyimler veya etkileşimler yoluyla, ızdıraplar karşısında aldığımız tavırla. Modern insanlar olarak her gün daha fazla boşluğa sahip oluyoruz. Her geçen gün, sahip olduğumuzu sandığımız cevaplar, birer yeni soru işaretine, yakıcı hezeyanlara dönüşüyor. Bu noktada, bir kişisel gelişim cümlesinden çok gerçek bir deneyime, yaşam görüşüne, abartısız ve sade bir rehberliğe ihtiyaç duyuyoruz. Bu kitabın, anlam arayışı serüveninde iyi bir rehber olduğu ise çok açık. Kitapta birçok kez tekrar eden şu cümleye yazıyı bitirmek istiyorum: “Yaşamak için bir nedeni olan her türlü ‘nasıl’a katlanabilir.” Nietzsche
İnsan ve Hayat
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayınları · 202151,4bin okunma