"Evet, Başkomserim, bu dünyada haklı olmak, adil olmak, ahlaklı olmak hiçbir işe yaramaz. Güçlü, cesur ve acımasız olacaksın. Başka türlü ayakta kalamazsın. Başaramazsın..."
"İnsanın en büyük kepazeliği işte bu bağışlama duygusuydu. Kötülüklerin sürekli tekrar etmesinin nedeni de bu olabilirdi. Kendimizi hoş görmemiz, eninde sonunda inandırıcı bir gerekçe bulmamız. Olmadı , ben aciz bir kulum , her türlü kötülüğü yapabilir, suçu işleyebilir ama yaradanıma sığınır, kendimi bağışlatırım ucuzluğu."
"Zor olan , senin yaptığın , suçlu da olsa , kötü de olsa insanı anlamaya çalışmak. Asıl önemli olan bu. Çünkü kötüler gider ama kötülük kalır. Eğer insanların neden kötülük yaptığını anlayamazsak, nasıl önlenir ki bu musibet ? "
"Öteki çocuklar işte. Her gün anne babalarının kucaklarında derme çatma botlarla ,fırtınalı denizleri aşarak , yaşayabilecekleri bir ülkeye gitmeye çalışan çocuklar. Gitmeye çalışırken , o denizlerde boğularak ölen çocuklar. Ölüm haberlerini her gece televizyonlardan izlediğimiz çocuklar. Bu bedeni parçalanmış zavallının, katillerini bulmak onları boğulmaktan kurtaracak mı? Para için organları haraç mezat satılan bu çocuğun katillerini hapse atınca, insanlık uyanacak mı? "