youtu.be/W0BjAr_CHLY?si=...
Bana güzel bir iki şeyden bahset.
Son okuduğun bir romandan mesela…
Memleketimin güzel insanı Niyazi’nin bilek saatini anlatsın o roman.
Ya da son yaptığın resmin renklerini anlat.
Bakmadan ardına binip gittiğin o trenin şehirlerini anlat.
Kulağına çalınan müziği anlat.
İyi şeylerden de bahset arada bir.
Çiçekler açsın kelimelerinde. Beyaz düşleri andırsın cümlelerin.
Bir genç kızın saçına takılan gül gibi olsun sesinin rengi.
Yoksa romatizmalı diz ağrısı gibi geliyor hayat.
Neyi nasıl yapayım derken bir bulut hüzün çöküyor yüreğine.
Ama sen şimdi boş ver griyi, borç harç aldığın nefesi, iki liralık maaşı…
Maviden bahset mesela. Deniz nasıl oralarda? Fırtınası dindi mi bari?
Çözüldü mü o kaymakamın işi? Çıkarcı Rıfat söyledi mi doğruyu?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
692 yılında ölen İlteriş Kağan'ın yerine oğulları Bilge ve Kül Tigin küçük olduğundan kardeşi Kapgan geçti. Kapgan, tahtta kaldığı yirmi dört yıl içinde politikasını, sürekli Çin'i baskı altında tutmak, Çin'de dağınık hâlde yaşayan esir Türkleri kurtarmak, Orta Asya'da yaşayan ne kadar Türk varsa hepsini Gök Türk Devleti'ne bağlamak şeklinde üç ana temel üzerine oturtmuştu.
630 yılında her iki Gök Türk Devleti, Çin esaretine girmiş bulunuyordu. Bu durum, Türk milletine çok ağır gelmiş ve VIII. asırda yazılan Orhun Yazıtlarında acı bir şekilde vurgulanmıştır. Bu yazıtlara göre Türklerin Çin esaretine girmesinin üç sebebi vardı:
1. Çin entrikaları,
2. Türk hükümdarlarının başarısız idaresi,
3. Türk milletinin hükümdarlarına itaatsizliği.
MAHMUD - Naçar bırakma beni Yezida. Bir it gibi severem seni, bir it gibi. Dileğin buyruğum olacaktır. Daha ne istersen?
YEZİDA - Aha bir it de ben olmuşam sevda uğruna. Lakin ikimiz yalnız değiliz dünya üstünde Mahmud. Ve bizim dünyamız üç-beş köyden öteye geçmez. Sanma ki seni sevmiyrem, sanma ki sevdam azalmıştır, muhabbetim eksilmiştir. Her gördüğümde kırk misline çıkar sevdanı. Muhabbetim Leyla ile Şirin'e emsaldir. Lakin her bir müşkülü düşünmek ve de aklıma vurmak zorunda kalmışem. Çünkü ben bir Ezidiyem Mahmud. Ben bu topraklar üzerinde çok kimsesizem, ve de dişiyem. Yarın bir gün sen ölende tutunacak dalım olmaz, yaslanacak ağacım. Sen hiç Ezidi olmamışsen Mahmud, nerden bileceksin yüreğimin gizlisini?