Liberalizm, hakiki insan millettir, diyor. Fert, hodgâmlıktan kurtulmak, yani insanca bir hayata kavuşmak istiyorsa devletin içinde erimeli. Devleti Tanrılaştırıyor liberalizm. Bundan daha büyük istibdat olur mu? Siyasî hürriyet dedikleri, ferdin devlete ve kanunlara teslimiyetinden ibaret. Çağdaş insan “Hukukun forsası”. Sosyalizm de komünizm de bir nevi “içtimaî liberalizm”. İnsanlara karşı hürmüşüz de, özel mülkiyet canımıza okuyormuş. Özel mülkiyet kalktı mı hürriyetimiz tamamlanılmış. İstedikleri bütün insanların yoksul, bütün insanların dilenci olması. İçtimaî liberalizmin insanlara vaadi: Cihanşümul dilencilik. (Nitekim siyasî liberalizmin armağanı da cihanşümul kölelik olmuştur.) Her şey herkesin olacakmış. Herkes kim? Toplum. Daima bir tecrit, daima hayalî bir varlık, hayalî ve ezici...
“Katıksız demokrasi ayak takımının despotizmidir”, diyor Voltaire.* “Demokrasinin temeli fazilettir”, diyor Montesquieu*... De Maistre:* “hırstır”, diyor. Demokrasi adaletin temelidir, Vacherot’ya* göre. Proudhon’a göre, ruhanî ve cismanî bütün iktidarların sona ermesidir. Thierry* için, demokratik cumhuriyetlerin sonu ahlâkî bir alçalıştır.