Esas itibariyle tüm insanların evrenin gerçek doğasını algılayabilecek donanıma sahip olduğunu varsayıyordu ama ölüm anına kadar kimyasal engellerle bunu kullanamıyorduk.
Bilinç bedenindeki etten kemikten bir organ değildir. Bilinç, kuantum dünyasında yer alır. Bu sebeple öngörülebilirliği veya tekrarlanabilirliği gözlemlemek son derece güçtür. Zıplayan bir topu gözlemlemek için bilincini kullanabilirsin ama kendi bilincini gözlemlemek için bilincini kullanmaya kalkarsan… sonsuz bir geri beslenme döngüsüne düşersin. Bu, ayna kullanmadan kendi gözlerinin rengini görmeye çalışmak gibidir.İşte bu şekilde bilincini de kendi bilincinle gözlemleyemezsin.
İnsan beyninin, vücut ağırlığının sadece yüzde ikisini oluşturduğunu ama beden enerjisinin ve oksijeninin yüzde yirmisini tükettiğini öğrendiğinde çok şaşırmıştı. Bu bariz orantısızlığın beynin geleneksel biyolojinin henüz kavrayamadığı bir şey yaptığının kanıtı olduğuna inanıyordu.
Ortalama bir insan beyninin hafızasını depolamak için sizce kaç DVD gerekir? Gerekli olan DVD’leri üst üste koyarsanız Uluslarası Uzay İstasyonuna kadar ulaşabilir.
…
Materyalist bilim insanları böylesine küçük bir organın bu kadar muazzam miktarda bilgiyi depolayabilmesi karşısında şaşkınlar. Bunun fiziksel açıdan imkansız olduğuna katılıyorum.