Bir kadının, birkaç delikanlının yanındayken neden ciddi, düşünceli, utangaç ve özür diler bir durumda olduğunu anlamak için, senin seçmeni bekleyen beş-altı orospunun arasındayken neler hissettiğini düşün.
Yaşama sanatı, eğer yaşamak için başkalarına acı çektirmemiz gerekiyorsa (cinsel hayatımızda, iş alanında ve öbür uğraşlarımızda olduğu gibi), rahatımızı bozmadan her türlü aşağılık oyunları oynayabilecek bir ustalık elde etmekten başka bir şey değildir. Böyle doğal bir yetenek bir insanın sahip olabileceği en üstün niteliktir.
Acı çeken hiç kimse artık eskisi gibi değildir; tıpkı yaralanmış bir gövdenin eskisi kadar sağlıklı olamayacağı gibi, ancak belli bir sertleşme ve nasırlaşma olabilir.
Bir çeşit insan vardır ki, kendisini kıskandıran bir kadını, kapıyı onun yüzüne çarpmadan bırakmayı düşünmez.
Bunun herhangi bir kötülük duygusundan ötürü yapıldığını sanmıyorum...
Zayıflıktan gelir bu. İnsan, içinden verdiği karara güven duymadığı için, kaba sözler, küfürler, rezalet çıkarma gibi ayrılmanın dış görünüşüne önem verir.
Korkunun da payı vardır bunda, gülünç duruma düşmek, her şeyin gene bu ilişki başlamadan önceki gibi olacağı, bu ayrılığın yol açtığı bütün acıların hiçbir işe yaramayacağı korkusunun da.
Kötülük duygusundan gelmez bu davranış, ama her türlü kötülüğün kaynağı gerçeklememiş ihtirassa, o zaman kesinlikle kötülüğe de yol açabilir.