Yaşama sanatı, yalanlara inanmayı bilme sanatıdır. Bunun korkunç yanı, doğrunun ne olduğunu bilmemize karşın, bir yalanın yalan olduğunu hâlâ anlayabiliyor olmamızdır.
İnsan kendi doğasını değiştiremez. Eskiden ne kadar saf, yalan söylemeyen, paylaşıldığı zaman daha eksiksiz olacağı umuduyla duygularını açığa vuran bir insan olduğunu biliyorsun. Şimdi ise yalan söylemenin gerekliliği gibi karanlık birtakım düşünceler ileri sürdüğün için değiştiğini sanıyorsun.
Kesin olan bir şey varsa, o da: Hayatta seni, "kendi erkeği" sayacak bir kadından başka her şeye sahip olabilirsin.
Tabii, herkes söylüyor: "Ne büyütüyorsun bunu?" Hayat değişikliklerle dolu. bunun dışında bir şey yok değil a. Daha iyisine layıktır insan." Ama hiç kimse, hatta erkekler bile, belli bir güçlülük yaymıyorsan çevrene, yüzüne bakmaz. Kadınlar da, "Aldırma," falan filan derler ama bir başkası ile evlenirler. Evlenmekse yeni bir hayat kurmaktır, bu da senin hiçbir zaman yapmayacağın bir şey. Demek ki gereğinden fazla sürmüş çocukluğun.