Bir de şu var: Başkaları için, bizden esirgedikleri şeylerin değeri, bizim onlara sahip olmak istediğimizin derecesiyle belirlenir büyük ölçüde. Başımızı şöyle başka bir yöne çevirsek, istediğimiz şeylere sahip olanlar hemen o şeylerin saklanmaya değmeyeceğine karar vererek arkamızdan onları atarlar.
"Dünyadan bir şey istemekten vazgeç, sana ne yapacağını bilemeyeceğin kadar çok şey verecektir dünya", sözünün doğruluğu şurada: Sen her şeyden vazgeçince, sana kalan en küçük şeyler bile büyük önem kazanır. Kısacası, genellikle görmezden geldiğin önemsiz şeylerden en büyük tadı almanın yolu bu.
Bir şeye ya da kimseye «sahip olabilmek» için, ona tamamen boyun eğmemeli ya da kendimizden geçmemeliyiz; kısacası, ona olan üstünlüğümüzü korumalıyız. Ama ancak kendimizi bütün benliğimizle verdiğimiz şeylerin tadına varabileceğimiz de hayatın bir yasası. Tanrı sevgisini uyduranlar oldukça akıllıymışlar; aynı zamanda sahip olup tadına vardığımız başka bir şey yoktur çünkü.