Oktay gülümseyerek Özdemir'e dönüp, "Hatırlıyor musun?" dedi. Masadakilerin meraklı bakışlarında devam etti; "Özdemir'le bir gün Beşiktaş'ta karşılaştık. Ne havanın güzelliği ne dergilerde basılan şiirlerimiz ne de hikayelerimiz umurumuzda. Derdimiz belli, aşk... Yanıyoruz tabiri caizse. Çarşıdaki en küçük meyhaneyi seçtik. Öyle gürültü çekecek halde değildik. Oturduk. İnanır mısınız, belki bir saate yakın ikimiz de konuşmadık. İçtik. Sonra çözüldü diller... Ama biliyoruz ki gönülden taşmayan dilden dökülmez. Sabahladık masada. Aynı dertten mustariptik. Derdimizin adı mı?" Dönüp Mevhibe'ye baktı. "Derdimizin adı Mevhibe'ydi... Aynı kadına âşık adamların birbirine şifa olması... Trajikomiktir... Yazınız efendim, tam bir roman konusudur."