Raşomon Tapınağı'na sığınır. Bu arada, hırsızlık yapmazsa açlıktan ölebileceğini ama bunu yapmaması gerektiğini düşünmektedir. Büyük bir kırılmanın yaşandığı şehirde sahipsiz cesetlerin tapınağın üst katına atıldığını bilir. Korkutucu gelse de daha iyi korunacağını düşünerek yukarı çıkar. Orada yaşlı bir kadının, ölülerin saçlarını yolmakta olduğunu görür. Kadını, ölülere karşı bu saygısızlığından döndürmek için tehdit ettiğinde kadın, bu saçları perukçuya satarak karnını doyurabildiğini söyler. Üstelik kadın, o an saçlarını yolduğu adamın da yaşarken yılan etini küçük parçalara ayırıp kuruttuktan sonra, insanlara balık çirozu diye kandırıp satarak geçimini sağlayan biri olduğunu söyler. Yani ona göre bu adam saçlarının yolunmasını hak eden biridir. O an öykü kahramanı, kadını haklı bulduğu gibi kendinin hırsızlık yapmasını da gerekçelendirmiştir. O da yaşlı kadının sahip olduğu tek şey olan kimonosunu üstünden zorla alarak kimonoyu satıp karnını doyurmak üzere oradan uzaklaşır. Yaşamak için kötülük yapmaya mecbur olduğuna kendini inandırmıştır. Öykü, insanın hayatta kalabilmek ya da ayakta durabilmek için kötülükle karşı karşıya kaldığında kendini başka bir çıkar yolu olmadığına inandırdığını, kendine yalan söyleyerek en gizli biçimde erdemini kaybettiğini böylece dile getirir.