"Sen mutluluğu arıyorsun ama omurgan, hatta hayatın pahasına da olsa güvenliği seçiyorsun. Sevinç içinde mutluluk yaratmasını, onu korumasını hiçbir zaman öğrenmediğin gibi, doğru insanın cesaretini de bilmiyorsun."
" Eğer sen, bir raslantı sonucu bakan olmuşsan, yasaları ya da vatandaşları korumak için bu senin son endişendir. Senin aradığın şey, sana ilerleme sağlayacak olan bir «durum» dur. Küçük bir başsavcının gördüğü düş de budur. Bunlar Sokrates'e de benzeri şeyi yaptılar. Bununla birlikte sen tarihten ders almak istemiyorsun ve sen Sokrates'i öldürdüğün için hiçbir zaman içinde bulunduğun bataklıktan kurtulamıyorsun. Evet, sen Sokrates'i öldürdün ama bu yaptığından haberin bile yok. Onu, kamu ahlakını yıkmakla suçladın. O yine durmadan kamu ahlakını yıkıyor. Sen onun bedenini öldürdün ama onun düşünceleri her zaman yaşıyor."
Aşkın, çalışmanın ve bilginin vatanı yoktur, onlar gümrük tarifesi ve üniforma bilmezler. Bunlar uluslararasıdır, evrenseldir ve herkes onları anlar.
Size kişisel özgürlük değil ulusal özgürlük vaat ediyorlar,size özgüven değil devlete saygı, bireysel büyüklük değil ulusal büyük büyüklük vaat ediyorlar.Sana göre 'kişisel özgürlük' ve 'kişisel büyüklük' soyut birer kavramından başka bir şey değildir; 'ulusal özgürlük' ve 'devletin çıkarları' sözcükleriyse, tıpkı kemik gören köpeğin ağzının sulanması gibi seni zevkten dört köşe etmekte,bu yüzden hemen bu sözcüklere sarılıyorsun.Bu küçük adamlardan hiçbiri Giardano Bruno, İsa, karl Marx ya da Lincoln'ün gerçek özgürlük için ödediği bedeli ödemez.