Hikayeler şeklinde ayrılmış bu kitap içinde hikâyeden çok daha fazlasını barındırıyor. Kimi zaman kendisini okurken içine çekmekte, kimi zaman ise itmekte. Ben kitabı bütün olarak bir yin ile yang dengesine benzettim. Hikayeler edebi bir üslup ile yazılmış Stefan Zweig ve Franz Kafka’nın eserlerinden aldığım bir tadı alabildim bazı bölümlerde. Benzetmeler, ana karakterin serzenişleri, geçmişte, o anda ve gelecekte duyduğu sevinç, kızgınlık ve öfke hatta şüpheleri gayet güzel bir şekilde hikâyeye yansımış vaziyette karşıma çıktı.
“Bir kralın sarayında birde cellatların gölgesinde iflas etmek zorundadır tüm teoriler” sözü günümüzde de geçmişte de zamansız bir kavram maalesef ki. Krallık dönemleri bitmiş olabilir, cellatlar şu anda olmaya bilirler ama artık kendi krallarımızı kendimiz seçiyoruz. Yeri geliyor bizleri çok mağdur ediyorlar, sesimizi çıkardığımızda cezalandırıyorlar. Yeri geliyor bize karşı iyi lakin eskiden komşumuz olan insanlara ceza çektiriyorlar. Bir yanlış bazen bilinse bile yada bir doğru bazen bilinse bile kralın sözü doğrudur bizim söylediklerimiz doğru değildir tıpkı yapılan nükleer santraller gibi, insanların kitap okuması için basılan kitaplardan çok silahların üretildiği gibi.
“Tüm gazetelerin en büyük hayali, iyi birisi tarafından satın alınmaktır.” Bir gazetenin duyguları altında yatanlar aslında fiziksel ve cansız olan bir nesnenin aslında üretenlerini yansıttı bana.
Bir dergi bir kitap bir ansiklopedi olabilirdi ama o bir gazete oldu toplumda herkesin yeri vardır herkesin yerleri ayrıdır özellikle topluma yararı olan bireylerin az ya da çok yararı olması önemli değildir. Önemli olan faktör yararı olmasıdır. Yararlı olmak için çabalamasıdır, boşa giden bir ömür, ömür değildir. Hayvanların bitkilerin, okyanusların en derinliklerinde keşif