İnsanlar sık sık "başarmanın" nasıl bir his olduğundan bahsederler ama yola koyulmak bir yere varmaktan çok daha değerlidir. Eğer fazla erken başarır ya da fazla erken varırsanız işte o zaman gidecek başka yeriniz kalmaz.
Bizim mesleğimizin tek olayı karar vermektir. Yıllar içinde öğrendim ki asıl önemli olan verilen kararın doğru ya da yanlış olması değil, o kararı verebilmekmiş.
Önce daireydi, sonra araba, sonra iş, sonra ev, sonra düğün, sonra da bebek. Bizden önceki nesillerin bizleri için açtığı güvenli yollarda ilerledik, zaten bu yolların üzerinden o kadar çok geçilmişti ki izlemesi çok kolaydı. Doğru yolda olduğumuza öylesine emindik ki kendi yollarını bulabilsinler diye gelecekteki çiftlere izler bile bıraktık. Ama bu yolun sonundaki gökkuşağının dibinde bir küp altın yoktu. Nihayet olmak istediğimizi sandığımız yere vardığımızda, orada hiçbir şey olmadığını fark ettik.
Bence herkes için böyledir ama mutlu olmamız gerektiğini düşündüğümüzde mutluymuşuz gibi davranmaya programlanmışız tür olarak. Bizden beklenilen bu.
Hep istediğin arabayı alırsın ama birkaç yıl sonra yenisini istersin. Hayallerindeki evi alırsın ama sonra hayallerinin yeterince büyük olmadığına karar verirsin. Sevdiğin kadınla evlenirsin ama sonra onu neden sevdiğini unutursun.