Ama işte günler akşam oldu, kış geçip bahar geldi, yaz gidip sonbahar oldu, parça parça, sanki çöp çöp aktı bitti; kederim de geçti gitti, daha doğrusu dibe indi; çünkü ne de olsa bir şeyler kalıyor, nasıl söyleyeyim…Sanki insanın yüreğinin üstüne bir taş oturuyor.
Charles’ın nazarında evren, Emma’nın ipek etekliğinin etrafından ibaretti; onu kâfi derecede sevmiyor diye üzülüyor, onu onu göreceği geliyordu.. hemen eve döner, yüreği çarpa çarpa merdivenleri çıkardı.
Emma, bahtiyarlık, ihtiras, kendinden geçme gibi sözlerin, kitaplarda okuyup pek güzel bulduğu bu kelimelerin hayatta acaba neyin, hangi halin adı olduğunu düşünüp duruyordu.