İlk 3-4 yaşları arasında olumlu bir aile atmosfer içinde büyüme şansını ele geçiren, başka çocuklarla oynamaya ve toplumsallık ruhundan uzak kalmamaya alıştırılmış bir çocuk, sıkılganlıktan ve içe kapanıklıktan korunmakla kalmayacak, kimi vakit nevrozlardan ve akıl hastalıklarına yakalanmaktan da kendisini kurtaracaktır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
3 yaşına gelmiş bir çocuğun başka çocuklar arasına karışıp onlarla oynayacak, yabancılarla karşılaşmaktan ürkmeyecek gibi davranabilmesi gerekir. Yoksa çocuk ileride sıkılgan ve çekingen birine dönüşecek başkalarına karşı düşmanca düşmanca bir tutum sergileyecektir. Genellikle şımartılmış çocuklarda rastladığımız bir karakter özelliğidir.
Başka ailelerden soyutlanmış yaşayan bir aile, çocukta toplumsal ilişkilerin gelişmesine katkıda bulunamaz; tersine çocukları içlerinde sürekli bir kuşkuyla hep tetikte yaşamaya, her şeye güvensiz bir gözle bakmaya, yalnız kendi çıkarlarını kollamaya zorlar. Dolayısıyla, çocuklarda toplumsallık duygusunun gelişmesini önler.
Bireyler üzerinde doğrudan deneyler yapabilseydik, kendilerini beklenmedik yeni durumlarla karşı karşıya bırakarak gelişim aşamalarını saptayabilirdik. Çünkü, bireyin yeni durumlar karşısındaki davranışının karakteriyle uyum içinde bulunması gerekir; yeni koşullar, alışılmış koşulların yapamayacağı ölçüde bireyin karakterini açığa çıkarır.
Pedagoji ile uğraşanların hep tuhaf bulduğu bir durum vardır ki, o da öğretmen, din adamı, hekim ve yargıç ailelerinde ihmal edilmiş çocuklara özellikle sık rastlanmasıdır.