Özge Dal

Özge Dal
Gülümseyen herkes cennete bakıyor demektir. Neşeniz, maskesini çıkarmış kederinizdir. Sonsuzluğun ötesi içinizdedir.
Dünya sadece kalplerinde iddiasız ve mütevazı kalanları bir süreliğine hoşgörür.
Sayfa 71
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“İnsan katlanmak zorundadır, işin bütün sırrı budur. Kendi karakterine, kendi tabiatına katlanmak zorundadır; çünkü ne tecrübe ne de kendi eksikliklerine, şahsi menfaatlerine ve açgözlüğüne dair içgörü bir şey değiştirir. Arzularımızın dünyada tam bir yankısı olmayışına katlanmak zorundayız. Sevdiklerimiz bizi sevmemesine ya da umduğumuz gibi sevmemesine katlanmak zorundayız. İnsan ihanete, sadakatsizliğe katlanmak zorunda; ve son olarak, ki bu bütün görevlerin en zoru, birisinin karakter ya da zekâ yönünden kendisinden üstün olmasına da katlanmak zorunda.“
Sayfa 72
“İnsan yaptığıyla değil, bu yaptığının arkasındaki amaçla kendini suçlu hale getirir. Her şeyi amaçla saklıdır. Benim inceledim, din tarafından kurulmuş eski büyük hukuk düzenleri bunu biliyor ve ilan ediyor. Bir insan sadakatsizlik, hainlik edebilir, hatta en kötüsünü yapıp cinayet işleyebilir ve yine de suçsuz kalabilir. Fiil henüz hakikatin kendisi değildir. Sadece bir sonuçtur; ve insan bir gün yargıç sıfatıyla çıkıp bir hüküm vermesi gerektiğinde polis raporundaki olgularla yetinemez, hukukçuların gerekçe tetkikleri şeyi de bilmesi gerekir. “
Sayfa 61
“İnsanlar arasında o kadar çok görmedim. Daha doğrusu, hiç görmedim. İnsanlar arasında oluştuğuna şahit olduğun bütün duygu daşlar sonunda kibir ve egoizm bataklığında boğuldu. Yoldaşlık ve arkadaşlık zaman zaman dostluk gibi görünür. Ortak ilgi alanları insanlar arasında dostluğa benzer durumlar yaratabilir. Ayrıca insanlar yalnızlıktan kaçmak için de kendilerini onlara bir süre dostluğun çeşitlemeleri gibi görünen ama sonradan pişman oldukları samimiyetlere kaptırabilirler. Tabii ki gerçek bunların hiçbiri değildir. Dostluk daha ziyade – babam böyle bakardı – bir görev olarak tasavvur edilir. Tıpkı aşık gibi dost da duyguları için mükafat beklemez. Karşı görev talep etmez, dost olarak seçtiği insanı görür ama bir yanılsamanın ışığında değil onun hatalarını görür ve onu kabul eder; bütün sonuçlarıyla birlikte. İdea budur.“
Sayfa 60
“Dostluk elbette hem cinslerinden de bir çeşit tatmin arayan, hasta tabiatlı insanların gönül ilişkilerinden farklı bir şeydir. “
Sayfa 59