Öyle bir çaresizlik ki bu benimki sanki bir labirente hapsolmuş gibi sağa sola çarparak ilerlemeye çalışmak ama asla bir yere varamamak. Bedenim bu dünyada yapabileceği en güzel rolünü sergilerken ruhum kalan son parçalarını da kaybetmek üzere. Beynim tam da böyle bir anda soruyor neden? Bu dünyada neden varım. Bu yaralı ruhla daha ne kadar dayanırım. Nedir bu dünyanın mayası aşk mı para mı gösteriş mi? Bir ben mi tutturamadım bu mayayı tek istediğim sadece bir parça yalnızlık azıcık huzurken. Nefes almak sadece ciğerlerine dolan hava mı insanın. Öyleyse ben neden her nefes alışımda boğulacak gibi oluyorum. Biraz cesaret mi bana lazım olan nedir. bunca kötülüğün içinde beni tutan minicik bir çift el mi yoksa geleceğine kendimi inandırmaya çalıştığım ama asla gelmeyeceğini de bildiğim huzur mu. Tek bildiğim insan gitmeye karar verdimi hemen o esna da gidecek. Yeni sorumluluklar almadan yeni bağlar kurmadan. Ahhh Ahhh keske zamanı geri alabilsem. Biliyorum ki keşkeli cümlelerin telafisi yoktur ama olsun hayaldir oda benim için. Şimdi ruhum uyusa surada derin derin sarsa açılan tüm yaraları acıları kederleri..
Ne çok ölüm anı görmüştüm. Kiminin yüzünde derin bir acı, kimininkin de kederler, pişmanlıklar belki gerçekleştiremediği hayalleri ve daha nicesi. Bazen düşünürüm sıra bana geldiğinde nasıl görünür yüzüm ne söyler ne anlatmak ister..