Dimdik, başı yukarda, bacakları gergin, kolları biraz açık, kıpırdamadan duruyordu. Orkestradan Sarı Zeybek'in ezgileri yükseldi. Atatürk kollarını kanat gibi açtı, kahraman, vakur, yiğit figürleriyle Sarı Zeybek'i oynamaya başladı. Dizlerini yere vururken bina sarsılıyordu. Sanki ölüme meydan okuyordu. Kalabalık, bir veda törenine tanık olduğunun farkında mıydı, yoksa böyle emsalsiz bir insanla aynı zamanda yaşamanın verdiği gurur yüzünden mi, gözler yaşlarla doldu.