Yani evet bu hikaye senden uzun Osman. Diyeceğim o ki bu hikaye senden ayrılmanın ötesinde, tutulmamış yasların bir ayrılıkta toplanmasının, içimin acıyan yerlerinin görünür olmasının, içsel bir yolculuğun bir ayrılıktaki görünümünün ve iyileşmesinin hikayesidir. Üzülme Osman, bu hikaye bir ötekinden de uzun. Bu hep böyledir. Hikaye hep öznenin hikayesidir.
Bir Yalnızlık istasyonu
Aynı durağa doğru yol alan 3 kuşağın hikayesi Malma İstasyonu. Harriet, Harriet’in Babası, Oskar ve Yana. Hikaye üzerine konuşmak isterseniz bir çok farklı noktadan çağırıyor gibidir. Nerede duracağımızı gösteren şey de içimizden geçenler ya da içimizde dokunduğu yerler. Benim içim hikayedeki yalnızlık üzerinde durdu. Küçükken de çok düşünürdüm yalnızlık üstüne. Neyin yalnızlığını hissettiğimi o günlerde bilmiyordum. Bugün biliyorum. İnsan en çok boyunu aşan bir acı içinde yalnız kaldığında yalnızdır. Malma istasyonu bana göre bir yalnızlık hikayesi. Bir yalnızlık anlaşılmadığında kuşaklar boyu böyle sürer gider. İşte hikayeden bir yalnızlık alıntısı. “Harriet babanın giysilerinden kışın soğuğunu hissedebiliyordu. Başının arkasını ve seyrelmiş saçlarını gördü. Baba tavşanı alıp gitti. Harriet, onun nereye gittiğini bilmiyordu. Sonraki günlerde onun hakkında tek kelime etmediler. Bir hafta geçti, sanki tavşan hiç var olmamıştı. Bir gün kafes de yok oldu.” Bir çocuğun yalnızlık içinde kalması budur. “O” gün olanlar hakkında konuşmamak, sindirmesine, duygularını işlemlemesine izin vermemek. Sonra çocuk şunları ekler ve asıl ihtiyacını bize söyler. "Babam bu konuda bir açıklamada bulunmak adına hiç çaba sarf etmedi. Bir kez olsun duymak istediğim şeyi söylemedi: Bu senin hatan değildi.'