Hem biz birbirimizi sevmiyoruz. Asıl bundan utansak yeridir. Aynı evdeyiz de birbirimizi sevmiyoruz. Mahallemiz, köyümüz, kasabamız aynı da birbirimizi sevmiyoruz. Belki de her işin başı insanoğlunu sevmiyoruz. Dert buradan başlıyor. Toprağa, göğe, suya, ateşe, tuza, somuna gönül vermemişiz ki. Türkülere, ağıtlara teslim olmamışız ki. Çirkin ve güzel diye tutturmuşuz. Iyi ve kötü diyoruz. Işimize gelmeyeni damgalayıp duruyoruz. Gönlümüzün tutmadığını, aklımızın kesmediğini kınamayı âdet haline getirmişiz. Sonra işler, başarılar, mesut günler bekliyoruz. Elimizden gelse gökyüzünden, günışığından, hattâ karanlıktan mahrum etmeyi düşündüğümüz tümen tümen insan var. Ellerimiz, kafamız ve gönlümüz bir ve beraber değil. Hani insanoğlunu sevmiyoruz demiştim ya. O zaman yolumuz yol değil. Önceleri yolumuz ayrılıktı. Sonraları neden böyle oldu bilmiyorum. Yahut biliyorum, yahut biliyorsunuz bundan ne çıkıyor?