Eğer sansür olacaksa bunun aşırılığa karşı yapılması gerektiğini düşünürüz genellikle. Eğer illa bir şeyleri yasaklayacaksak, bu korku ve istismar görüntüleri olmalıdır. Ne var ki, sansürün gerekçesi, genel çevrenin arzu edilen atmosferi bakımından daha iyi tanımlanabilir. Sözüm ona "serbest piyasa" yanlıları, belli etkinliklerin kısıtlanmasının özgürlüğümüzü elimizden alacağını savunarak şikayet ediyorlar; ancak doğanın tahrip edilmesinden kör şiddete kadar her şeyin olmasına müsaade eden özgürlük ile iyi olana teşvik eden özgürlük arasında bir ayrım yapılmalı. Sonuncusu, çelişkili bir biçimde, sansürü gerektirebilir. Özgürlük, bize sıkça söylendiğinin aksine, hayatın her alanında geçerli en önemli erdem değildir.
Olgunluk baş etmeye dair beceriler edinmektir; önceden bizi sarsacak şeyleri olgunlaştıkça daha rahat benimseriz. Daha az kırılgan oluruz, öyle kolay kolay şoke olmayız ve böylelikle durumları gerçekten olduğu gibi kabul etme becerimiz gelişir. Romalı oyun yazarı Terentius'a kulak vererek şöyle diyebiliriz: "Ben insanım. İnsani olan hiçbir şey bana yabancı değil." Bu söz, kendi deneyimimize ve kültürümüze çok uzak alanlarda bile, kendi ses tinımızı bulabileceğimiz fikrini yakalar.