Seven bir ruhum var ve ben insanlara her zaman bana yapmış oldukları iyilik ölçüsünde olmaktan çok, bana yapmak istedikleri iyilik ölçüsünde bağlandım ve bu nokta üzerinde davranış inceleğim beni pek yanıltmadı.
İyi olan şeyi içtenlikle yapmayı istiyordum. Bana bir başka insanın çıkarına karşıt bir çıkar sağlayan ve bunun sonucu, isteyerek olmasa bile, o insanın kötülüğü için gizli bir istek veren durumlardan bütün gücümle kaçınıyordu.
Elde ettiğimiz sandığın bağımsızlık beni etkileyen tek Duygu idi. Özgür ve kendimin efendisi olarak her şeyi yapabileceğimi, her şeye erişebileceğimi sanıyordum; yükselmek ve havalarda uçmak için kendimi ileriye doğru atmaktan başka yapacak bir şeyim yoktu. Dünyanın geniş alanına güvenle giriyordum; değerim bu alanı dolduracaktı; her adımda şölenler, hazineler, maceralar, bana hizmete hazır dostlar, hoşuma gitmek için can atan sevgililer bulacaktım; kendimi göstererek dünyayı kendimle uğraştıracaktım, ama gene de bütün dünyayı değil, deyim yerindeyse onu bagişlıyordum, bana o kadarı gerekli değildi. Geri kalanıyla kendimi sıkıntıya sokmaksizin, hoş bir topluluk bana yeterdi.