Freud bu süreçte(yas) acı veren her aktiviteden geri çekildiğimizi söylemişti;yani aslında "zihnimizde yasa karşı bir isyan vardır". Bu önemli ve muhtemelen ihmal edilmiş bir noktadır. Freud yas süreciyle ilgili hiçbir şey doğal olmayabileceğini belirtir. Yas otomatik bir şekilde gerçekleşmez ve bilincinde olmadan bu sürece direnmek için elimizden geleni yapıyor bile olabiliriz. Ama yine de yas sürecini sürdürmeyi başarırsak acı, vicdan azabı ve suçluluk hissi azalacaktır. Yavaş yavaş sevdiğimiz kişinin gitmiş olduğunu fark ederiz ve ona olan bağlılığımız yavaş yavaş azalır ve böylece günün birinde başka biriyle tekrar bağ kurabiliriz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yasın işlevi, diyor Freud, "sağ kalanların anılarını ve umutlarını ölen kişiden ayırmaktır." Yas bu durumda kederden farklıdır. Keder kayba verdiğimiz teğkidir, yas ise bu kederi işlemden geçirme şeklimizdir.Kaybettiğimiz insanlara dair her anı ve beklenti tekrar canlandırılmalı ve onların bizi sonsuza dek terk ettikleri gerçeğiyle yüzleşilmelidir.
Gündelik hayatta depresif durumların en bariz tetikleyicileri öz-imajımızla alakalıdır. Bir şey bizim nasıl görünmek istediğimizi sorgulamamıza yol açar
Keyifsizlik, anksiyete veya keder duygularımızı "depresyon" terimi altında guruplandırabilmek ve sonra da bir hap almak, tüm yaşamımızı psikolojik anlamda mikroskop altına yatırmaktan daha cazip geliyor