Türk hacılara bağışladığı arazi ne oldu?
Osmanlı döneminde Suudi Arabistan'da kutsal toprakların koruyucusu olarak görev yapan Mekke Şeyhülislamı Hacı Emin Paşa, Bülent Ecevit'in, anne tarafından büyük dedesiydi. Görev yaptığı sürede 5 vakıf, 2 medrese ve çok sayıda kütüphaneden oluşan büyük bir külliye kuran Hacı Emin Paşa'nın koruması altındaki bölge, Hicaz'da ihrama girilen yerden Kâbe'ye kadar uzanıyordu.
Toplam 110 bin metrekarelik alana yayılan külliye için Bülent Ecevit ve yakınları İstanbul Şişli 3. Sulh Hukuk Hâkimliğinde 1992 yılında açılan davayı 2005 yılında kazandı. Mahkeme, Hacı Emin Paşa'dan kalan mirası 47 mirasçı arasında paylaştırdı. Haci Emin Paşa'nın mirası, vefatından sonra karısı emine Şerife, çocukları Vehbi Paşa, Saliha Şadiye, Fatma Nazire, Havva Seher, Ayşe, Hilmiye, Medeniye ve Hasene’ye geçti. Hasene’nin vefatıyla mirası kızları Ferhande Okday, Fatma Zehra Öztan ve Adeviye'ye kaldı. Adeviye'nin ölümüyle hissesi kızı Nazlı Ecevit'e, oradan da Bülent Ecevit'e geçti.
Tek mirasçısı olduğu için diğer mirasçılara göre daha yüksek pay alan Ecevit kararı öğrenince dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i ziyaret ederek mirastan kendi payına düşen kısmı devlete bağışlamak istediğini söyledi. Tek şartı vardı; arazi Türk hacılarının hizmetinde kullanılacaktı.
Cumhurbaşkanı Sezer, görüşmeden sonra dönemin Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu'nu arayarak konuyu iletti. Bardakoğlu, Ecevit'le görüşmek üzere yardımcısı Mehmet Görmez'i görevlendirdi. Görmez başkanlığında bir heyet Ecevit'in evine gitti. Yol haritası oluşturuldu. Buna göre Suudi yetkililerle görüşülecek ve arazi Türk hacıların konaklayacağı yer haline getirilecekti.
Bülent Ecevit: Bu mirasın Türkiye'ye, Türk hacılarına yararlı olması sağlanırsa çok mutlu olacağım.
Bağışın üzerinden