Murad uncumusaoğlu

Murad uncumusaoğlu
@POSEIDOAN

Murad uncumusaoğlu

, bir kitap okudu
6/10
·184 syf.·
1 saatte okudu
·
2021 12. kitabı
Cemil Kılıç
8.2/10 · 79 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kontrgerillanın ortaya çıkışı 1 Mayıs 1977'de Taksim Meydanı'nda İşçi Bayramı kutlanacaktı. Alanda toplananların üzerine ateş açıldı, 34 kişi öldürüldü, yüzlerce kişi yaralandı. Ecevit devlet içindeki kontrolsüz yapılanmadan kuşkulanıyordu. Bülent Ecevit: Ben “kontrgerilla” lafını kullanmadım. Fakat Özel Harp Dairesi'nin sivil uzantısı olabilirdi. 1 Mayıs'ta Taksim alanında çok büyük bir topluluk vardı değişik grupların katıldığı. Orada bir saldırı oldu. Halkın üzerine ateş açıldı ve 30'un üstünde insan öldü. Çok ciddi bir olaydı ve devlet vardı işin içinde, o belliydi. Ondan sonra ben, cumhurbaşkanına (Fahri Korutürk) çıktim. Özel Harp Dairesi'nin sivil uzantısı hakkında edindiğim bilgileri anlattım. 1974'te rahmetli Genelkurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar bana gelip örtülü ödenekten birkaç milyon lira istemişti. Ne için istediğini sordum. Özel Harp Dairesi için, dedi. O zamana kadar adını bile duymadığım bir resmi daireydi. Şimdiye kadar giderlerinin nereden karşılandığını sordum. O zamana kadar dairenin tüm giderlerini bir gizli ödenekle ABD'nin karşıladığını ancak artık bu parasal katkıyı kestiğini söyledi. Özel Harp Dairesi'nin nerede bulunduğunu sordum. Amerikan Askeri Yardım Heyeti'yle aynı binada, yanıtını aldım. Hayrete düştüm, kaygılandım. Bu yapinin sivil uzantıları da vardı. Cumhurbaşkanı Korutürk asker kökenli olmasına karşın o konuda bilgisi yoktu. Çünkü ancak bu işin içinde olan askerler bilirdi. Aslında askerlerin kusuru yoktu. Fakat o sivil uzantısı dedi devleti korumak için. Öyle deniyordu. Bunlar tarafından o olayların yapılabileceğini söyledim cumhurbaşkanına. O bunu Başbakan Demirel'e söyledi. Demirel de açıkladı.O şekilde ortaya çıkmış oldu.
Sayfa 142·Kitabı okudu
Tarih
Atatürk, Stalin, Hitler, Mussolini, Franco kıyaslaması... Atatürk'ü anlatırken, onu döneminin dünya liderleriyle “üniforma” üzerinden karşılaştırdı. Bülent Ecevit: Atatürk döneminde Almanya'da Hitler, İtalya'da Mussolini, İspanya'da Franco, Rusya'da Stalin vardı. Hitler asker değildi, Mussolini askerlikten kaçmak için ülkesini terk etmiş, uzun süre Lozan'da bulunduktan sonra er olarak askerlik yapmıştı. Stalin ise başçavuştu. O dönemde büyük zaferler kazanmış gerçek asker sadece Mustafa Kemal'di. Asker olmayan diktatörlerin hepsi askeri üniforma kullanırken, Mustafa Kemal “mareşal” üniformasını çıkarıp parlamenter sisteme hayat kazandırdı.
Sayfa 54·Kitabı okudu
Tarih
Türk hacılara bağışladığı arazi ne oldu? Osmanlı döneminde Suudi Arabistan'da kutsal toprakların koruyucusu olarak görev yapan Mekke Şeyhülislamı Hacı Emin Paşa, Bülent Ecevit'in, anne tarafından büyük dedesiydi. Görev yaptığı sürede 5 vakıf, 2 medrese ve çok sayıda kütüphaneden oluşan büyük bir külliye kuran Hacı Emin Paşa'nın koruması altındaki bölge, Hicaz'da ihrama girilen yerden Kâbe'ye kadar uzanıyordu. Toplam 110 bin metrekarelik alana yayılan külliye için Bülent Ecevit ve yakınları İstanbul Şişli 3. Sulh Hukuk Hâkimliğinde 1992 yılında açılan davayı 2005 yılında kazandı. Mahkeme, Hacı Emin Paşa'dan kalan mirası 47 mirasçı arasında paylaştırdı. Haci Emin Paşa'nın mirası, vefatından sonra karısı emine Şerife, çocukları Vehbi Paşa, Saliha Şadiye, Fatma Nazire, Havva Seher, Ayşe, Hilmiye, Medeniye ve Hasene’ye geçti. Hasene’nin vefatıyla mirası kızları Ferhande Okday, Fatma Zehra Öztan ve Adeviye'ye kaldı. Adeviye'nin ölümüyle hissesi kızı Nazlı Ecevit'e, oradan da Bülent Ecevit'e geçti. Tek mirasçısı olduğu için diğer mirasçılara göre daha yüksek pay alan Ecevit kararı öğrenince dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i ziyaret ederek mirastan kendi payına düşen kısmı devlete bağışlamak istediğini söyledi. Tek şartı vardı; arazi Türk hacılarının hizmetinde kullanılacaktı. Cumhurbaşkanı Sezer, görüşmeden sonra dönemin Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu'nu arayarak konuyu iletti. Bardakoğlu, Ecevit'le görüşmek üzere yardımcısı Mehmet Görmez'i görevlendirdi. Görmez başkanlığında bir heyet Ecevit'in evine gitti. Yol haritası oluşturuldu. Buna göre Suudi yetkililerle görüşülecek ve arazi Türk hacıların konaklayacağı yer haline getirilecekti. Bülent Ecevit: Bu mirasın Türkiye'ye, Türk hacılarına yararlı olması sağlanırsa çok mutlu olacağım. Bağışın üzerinden
Sayfa 49·Kitabı okudu
Tarih