Ömer b. Hattâb radıyallâhu anh şöyle demiştir: “Bu nefisleri şehevî
arzularından uzaklaştırınız. Çünkü şehevî arzular öncü kuvvetlerdir, insanı
şerrin en son noktasına kadar çeker götürür. Hakkın tatbikâtı ağırdır ama
insanın rûhunu tedavi eden ilaç gibidir. Bâtıl ise hafiftir ama vebâ gibi
tehlikelidir. Günahı terk etmek, günah işleyip de tövbe ile meşgul olmaktan
daha iyidir. Nice bakışlar vardır ki şehvet tohumları eker; bir anlık bakış da
uzun süre hüzne ve kedere sebep olur.”
Câhilliğin ayıplarının sonu olmadığı gibi ahmaklığın zararlarının da nihayeti yoktur. Bu konuda şâir şöyle demiştir:
“Her hastalığın tedavi edileceği bir devâsı ve ilacı vardır; ancak ahmaklık hariç. O tedavi edenleri âciz bırakmıştır.”
Alim ile sohbet etmek lale mercan incidir
Cahil ile sohbet etmek günde bir can incitir
Nâdân ile sohbet etmek güçtür bilene,
Çünkü nâdân ne gelirse söyler diline!
Edebiyatçılardan biri bana şu beyitleri okudu ve bunların Ali ibni Ebî Tâlib radıyallâhu anha ait olduğunu söyledi:
“Ahlâkî ve insanî değerler tertemiz huylardır. İnsanî değerlerin birincisi akıl, ikincisi dindir. İlim üçüncüsü, ağırbaşlılık dördüncüsüdür. Cömertlik beşincisi, insanlara iyilik yapmak altıncısıdır. Akrabaya ihsanda bulunmak yedincisi, sabır sekizincisidir. Şükür dokuzuncusu, yumuşak davranmak onuncusudur. Nefis, kendisini tasdik etmediğimi; ona karşı gelmeden de doğruyu bulamayacağımı bilir. Göz, kendisiyle konuşanın gözünden taraftarları kimdir, düşmanları kimdir, anlar. Gözlerin senden bana öyle şeyleri gösterdi ki eğer onlar olmasaydı sen bunları açıklamazdın.”